👁️ 267 Okunma
Bu bir kriz mi? Yoksa, Çinlilerin dediği gibi, bir “fırsat” mı?
Yoksa, dünya, iş dünyası ve kişiler için; hatta doğa ve hayvanlar için bile bir fırsat mı?
Değişim, zordur! Değişim, sancılıdır!
Çünkü, kişiler, belirli yaşlardan sonra değişimi reddeder.
Çünkü, kişiler, tembeldir. Belirli yaştan sonra öğrenmek istemez.
Cumartesi günü, sabah 6.00’da kalktım. Cep telefonundan, Simon Sinek’in, “These Are Not Unprecedented Times” – “bunlar, eşi görülmemiş zamanlar değil”- videosunu
youtu.be/6spNnsD-XOY izlediğimde, Edison’un ampulü bulması gibi zihnimde bir ışık çaktı. Farklı bir bakış açısı kazanarak videoyu soluksuz izledim.
Ne diyordu?
Kuruluş ve kişiler, yaşamda ve ayakta kalma çabasında. Şu dönem, karanlık bir tüneldeyiz ama ışığı görüyorum. Bireyler, bu kriz bittiğinde farklı işler yapacak.
Kuruluşlar batar, çünkü değişimi reddederler. Kuruluş ve kişiler de kendini tekrar
tekrar oluşturmak zorunda. Kişiler, ya aynı işleri farklı yapmalı ya da farklı işleri
yapmalıdır.
Bu video, çoğu sektöre, kuruluşa ve kişiye umut veriyor…
Sonra, Yuval Noah Harari’nin, “Why everyone is panicking’?” – “Neden herkes panikliyor?”- videosunu ( youtu.be/-njVA3TR_G4 ) izledim.
Neye odaklanmalıyız?
Zihinsel sağlığımıza ve duygusal zekâmıza…
Eskiden, bireyler, yaşamının yarısında öğrenir ve bununla kişisel ve profesyonel
bir kimlik oluşturur ve de belirli bir döneminde çalışırdı. Yaşamının geri kalanında ise
öğrendikleriyle ve oluşturduğu sabit kişilikle gelir elde eder, dünyaya katkıda
bulunurdu. 2040 yılında ise bu “işleyiş” çalışmayacak. Bireylerin yaşamda kalmasının tek çözümü, yaşamı boyunca öğrenmek olacaktır. Ayrıca, kendini tekrar tekrar yaratmak zorundadır. Hatta 50 yaşında bile!
Değişim, sancılıdır. Bugün, çoğu kişi, belirli yaştan sonra değişmek istemez. Fakat
kişi, değişebilen bir varolandır. Gövdemiz değişir, fiziğimiz değişir, düşüncelerimiz
değişir, ilişkilerimiz değişir. Her şey akıştadır. 50 yaşında değişmek istemezsin, istikrar istersin. 21. yüzyılda böylesi olanaklarımız bulunmayacak.
Değişmezsek, GERİDE KALACAĞIZ! DÜNYA, UÇUP GİDECEK!
Yuval, konuşmasına şöyle devam ediyordu: “İnsanlık, hayali olarak ülkeleri, dini,
parayı, büyük holdingleri yarattı ve bu yaratılanlar her gün daha güçlü olmaya
başladı. Dünyayı yönetmeye başladılar. Sadece dünyayı yönetmediler, doğayı,
toprağı ve hayvanları da yönetmeye başladılar. Bunlar, kimlerdi?
Amerika, Google, Dünya Bankası…”
İki büyük konuşmacı/yazar da sanki anlaşmışlar gibi birebir aynı şeyi söylüyordu.
İnsanlık ve kuruluşlar, sürekli öğrenmek ve kendini tekrar tekrar oluşturmak zorundaydı.
Yenilenmek zorundayız…
Yeni bir bakış açısı, yeni ürün ve yeni hizmetler üretmeliyiz.
Kendimizi, kuruluşumuzu tekrar tekrar oluşturmak ya da çok daha farklı sunmak zorundayız.
Bu, yeni bir dünya düzenidir.
Öncelikle bunu kabul etmeliyiz.
Yakınmadan, olayları ve bireyleri suçlamadan; kendimiz ne yapabiliriz?
Bu değişimde, nasıl olumlu bir değişim yaratabiliriz?
Kendimizi yenilememiz gerek ve kendi nedenlerimizi bulmalıyız.
Bireyler, değişimi sevmez.
Bireyler, değişimden korkar!
Bireyler, alışkanlıklarını değiştirmeyi sevmez.
Bireyler, konfor alanında kalmayı “yeğler”!
Korona, bir virüsten çok, bir değişimin ayak sesidir.
Bugünden sonra hepimiz farklı işlerde çalışacak ya da farklı işler yapacağız.
Değişim sancılıdır. Ama sonuç itibariyle olumludur.
Bir anne, bir çocuğu dünyaya getirmek için 9 ay bekler.
Anne, neden ve nasıl sabreder?
Sonunda dünyanın en yüksek mutluluğuna kavuşacaktır.
Bu acı ve mutluluğun, koronadan farkı nedir? Biri yüksek olasılıkla olacaktır, öteki ise belirsizdir!
Biz de bir süre (bu süre ne yazık ki belirsiz) bekleyecek kadar sabır, ihtiyâr ve akla sahibiz. Bunları geleceğimiz için de göstermeliyiz.
Bu dönemde, sosyal medya üzerinden farklı kanallardan çok sayıda canlı yayın yaptım.
Sonuçları da çok olumlu oldu. Gelen teklifleri hiç düşünmeden kabul ettim.
İnstagram, şimdi de Youtube’da canlı söyleşiler yapmak kendi düşüncemdi. İsteyince, bir biçimde öğreniliyor ve yolu bulunuyor. Şimdi de bunu işe dönüştürmenin yollarını bulmalıyım. Yirmi yıl önce, ilk kez TV ve radyoya çıktığımda da aynı düşünce ve duyguları yaşamıştım.
Değişime ayak uydurmazsak, kim olursanız olalım, ne yaparsak yapalım, bugüne kadar “çok başarılı olup olmadığımız”a bile bakmadan, yok oluruz.
Ben de değişime ayak uyduramazsam yok olurum. Bilgi ve deneyimlerimi bireylere sunabileceğim yeni araçlar bulmak zorundayım.
Bana umut veren paylaştığım bu videolar, henüz sadece İngilizce’de. Yeni dünyada İngilizce bilmeyen kişilerin pek fazla olanağı bulunmayacak.
Haydi, hemen İngilizce öğrenmek için şimdi başlayın!
Etkinleşin!
Öğrenin, gelişin ve değişin…
Covid-19’u, değişim ve gelişim için bir fırsata dönüştürelim!
Kendimizi, “konfor alanımızdan” kurtaralım!
Değişim, bir umuttur.
Değişim, olumludur.
Öğrenelim. Öğrenelim. Öğrenelim…
Kendimizi tekrar tekrar yaratalım!
Korona! Sana teşekkür ederiz.
Hepinize sağlıklı günler dilerim. Elimizi sık sık yıkayalım. Aramızdaki uzaklığa dikkat edelim.
En önemlisi de olabildiğince evde kalalım.
Bu krizi bir fırsata dönüştürelim.
Başka da bir seçeneğimiz yok!
Sevgilerimle,
Taner Özdeş