Yedi Kere Düş, Sekiz Kere Kalk!

0 0 votes
Puanınız

👁️ 331 Okunma

Disney+’ta izlediğim “Love Story: John F. Kennedy Jr. & Carolyn Bessette” dizisi, yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda medyanın baskısı altında yaşanan zorlukların ve karmaşık ilişkilerin bir portresi. John F. Kennedy Jr. ve Carolyn Bessette’in fırtınalı aşkını izlerken, medyanın hayatlar üzerindeki etkisini derinlemesine hissetmek mümkün. Dizide, Lady Diana’ya yapılan atıflar da bu etkinin ne kadar yıkıcı olabileceğini bir kez daha hatırlatıyor. Paparazilerin, ünlü kişilerin yaşamlarını deşifre etmek için sınır tanımadan müdahale etmeleri, bu insanların hayatlarını nasıl altüst ettiğini gözler önüne seriyor. Bu müdahaleyi yönetmek, ya doğuştan gelen bir asaletle ya da bu yaşam tarzını en başından kabullenerek mümkün oluyor. Ancak dışarıdan bu dünyaya dahil olanlar için bu baskı ve müdahale, çoğu zaman depresyon ve içsel çöküşle sonuçlanıyor.

Diziyi izlerken aklıma şu söz geldi: “Başarı korkusu, başarısızlık korkusundan daha sık olan bir korkudur.” Bu sözün ne kadar doğru olduğunu düşündüm. Lady Diana’nın trajik hikâyesi, hepimizin hafızasında derin izler bıraktı. Onun hayatı, başarı ve sevginin bile insanı bazen nasıl yalnız bırakabileceğini, acı bir şekilde gösteriyor.

Aynı dizide, Calvin Klein gibi bir ikonun bile zaman zaman başarısızlık hissine kapıldığını görmek beni şaşırttı. Bu, ne kadar başarılı olursanız olun, insanın kendi içindeki mücadelelerin asla bitmediğini hatırlatıyor. Başarı, dışarıdan göründüğü kadar kolay taşınabilir bir yük değil. Herkesin kendi içinde verdiği savaşlar var ve bu savaşlar, başarıyla birlikte daha da karmaşık hale gelebiliyor.

Bir gün, sohbetinden keyif aldığım bir bayimle bir araya geldim. İsmini paylaşmayacağım, ama sohbetimiz oldukça derindi. Saat 14.00 civarıydı. Toplantının başında esprili bir şekilde, “Bu saatte viski çok iyi gider.” diyerek sohbeti başlattım. Konuşmamız, bira üretiminden konyak üretimine kadar uzanan harika bir yolculuğa dönüştü. Zaten bu konulara ilgim vardı, ama o gün öğrendiklerimle bilgilerim daha da zenginleşti. Sohbet sırasında bana en iyi kalitede konyak ikram etti. Bu, sohbetimize ayrı bir keyif kattı.

Sonrasında konu konuyu açtı ve bayim, Chief Security Officer’lardan (Baş Güvenlik Mühendisi) oluşan bir grup kurduğunu anlattı. Bu dernek çatısı altında yapılan felsefi çalışmalardan bahsetti. Anlattıklarını büyük bir takdirle ve zevkle dinledim. İnsanların tutkularını ve derin düşüncelerini paylaşması her zaman ilham verici oluyor.

Tijen Mergen ile kitabı “Yedi Kere Düş, Sekiz Kere Kalk!” üzerine yaptığımız söyleşi de aklıma geldi. İki bölümlük bu söyleşi oldukça ilgi çekmişti. İzlemek isterseniz: Tijen Mergen Söyleşisi. Mergen’in şeker fabrikalarından başlayan hikayesi, başarı ve anlam arayışında nerelere uzanıyor… Tijen, başarının tek başına bir “anlam” ifade etmediğini kendi üslubuyla çok güzel anlatıyor. Onun hikayesi, hayatta anlam arayışının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Kendi yaşamıma baktığımda, hep ileri gitme arzum, tutkularım ve dünyada iz bırakma amacım beni hâlâ canlı tutuyor. Şu bir gerçek: Kim olursanız olun, ister en tepede ister sıradan bir insan olun, bu yaşamdan tat almak istiyorsanız, düşmeyi, başarısızlığı, endişeyi ve kaygıyı göze alarak yaşamanız gerektiğini bilin.

İçimde her zaman zafer ve yenilgi, korku ve cesaret, değerli ve değersiz, başarılı ve başarısız hisleri bir arada yaşarım. Bu hisler beni bazen durdurur, ama o duyguların içinden geçerim ve önüme bakarım. Uzun zaman önce, içimin dışımdan daha değerli ve kontrol edilebilir olduğunu öğrendim.

Bir Kennedy Jr. olma şansınız olmayabilir. Ancak kendi Kennedy hikâyenizi yaratmanın tamamen sizin elinizde olduğunu unutmayın. Her birey, kendi şansını ve geleceğini inşa eder. Hikâyenin sonunda “Ben doya doya yaşadım.” diyebilmek, işte bu, en büyük BAŞARIDIR!

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x