Yaşamı Tasarlamak/Biçimlendirmek!

0 0 votes
Puanınız

👁️ 246 Okunma

Bin saatin üzerinde yaptığım koçluktan elde ettiğim deneyimimlerimin zenginliğini okuyucularım/takipçilerimle paylaşmaya karar verdim. Bu yazı dizisi yıl boyunca devam edecek… Amacım, çok sayıda okuyucunun bakış açısını değiştirmek, umutsuz/amaçsızalgılanan yaşamların doğru yöne akmasına (algı frekansınıza) destek olmak…”

Yıllar önce, sevgili Okan Kurşun ve Kozmik Enerji ile tanıştığımda, bakış açım kökünden değişti. Enerjisi yüksek biriydim ama bu enerjimi bilinçli olarak kullanmayı bilmiyordum. Enerjimizi yükselterek, çevremizde enerjimizi çalan şeyleri/kişileri yok edip enerji verecek şeyleri yaşamımıza nasıl çekeceğimi öğrendim. Daha çok enerjiye sahip oldukça, daha çekici ve güçlü oluruz. Okan ile bu deneyimimi okumak isterseniz…TanerOzdes.com.tr/index.php/component/content/article/92-makaleler/348-kozmik-enerji-ile-tanismam?Itemid=437

Güçlü kişiler, istediklerini elde etme; büyük olanakları, fark yaratan (enerjilerini yükselten) kişileri ve zenginliği çekme; etkilerini çevrelerindekilere yayma yeteneğine sahiptir. Çoğumuz, değişik ölçülerde güçlüyüz ve çoğumuz kendi doğal gücünü artırabilir. Yöntem,yalındır. Doğal gücümüzü artırmak için enerji kaçaklarına neden olan ne varsa yok edip yaşamımıza enerji veren şeylere yer açmalıyız…

Yaşamımız yalın da olsa bir düzen kurmadan, çok büyük amaçların peşine düşmenin bazı tehlikeleri vardır. Her şeyden önce, amacımıza ulaşsak bile kalıcı bir başarı sağlayamayabiliriz.

Yaşamımızın doğru yönde gitmediğini nereden anlarız?(Yön= Frekans)

“Sürekli çabalıyor fakat değişim yaratamıyorsak, ilerleme sağlayamıyorsak, algı seviyesi olarak yanlış frekansta olduğumuzun bir göstergesidir.”

Amaç, istediğim şeyleri çabasız elde etmek!

Ne yapmamız gerek?

“Kendi üzerimizde/içimizde çalışmak ve algı frekansımızı değiştirip akışa geçmek…”

Kendi kendimize düşünme alışkanlığı kazanmalıyız ya da kendimize bir Yaşam Koçu bulabiliriz.

“Daha iyi bir frekans” demek, daha üst bir frekansa geçmektir. Bunu da konfor alanımızdan çıkarak ve sorumluluk alarak başarabiliriz.

Öncelikle, şunu bilmemiz/kabullenmemiz gerekir:

“Biz, kaderimizin oluşturucusu ve efendisiyiz.”

Çoğu kişi, başarıyı çekme konusunda kendine güvenmez. İyi şeyler bize gelir ve biz bunu iyi olanak diyerek kayda geçiririz. Bilmediğimiz şey, en iyi durumumuzdayken, tatmin eden bir işimiz olduğunda, yaşamımız için mutluluk ve heyecan duyduğumuzda başarıyı kendimize çekmemizin çok doğal olduğudur. Sorun, bizim iyi durumumuzda olmamızı engelleyen pek çok şeyin varolmasıdır/olabilmesidir.

Bunu sağlamak üzere bize mutluluk ve başarı getiren bir yaşamı düzenli olarak oluşturabiliriz.

Günden güne, yaşamın hızı artıyor. Bu da bizde “bazı şeyleri kaçırıyorum düşünce ve duygusu”oluşturabiliyor.

Yaşam süresi her ne kadar 80 yıl gibi görünse de yaşamımızda bilinçli bir biçimde deneyimlediklerimiz, kırk yılla sınırlıdır. Bu da yaşamımızı çok iyi tasarlamamız gerektiğini gösteriyor.

“Günlük yaşamın yavan ayrıntıları arasında gerçekten asil ve kahraman olmak, nadir bulunan bir erdemdir.”- Harriet B. Stowe

Amacımıza ulaşmamıza karşın, kendimizi tatmin olmuş hissetmeyebiliriz ya da istediğimiz gerçekleşmiş gibi gelmeyebilir.

Bunun nedeni nedir?

“Yanlış hedefleri seçmek!”

Bireyler olarak gerçekten ne istediğimizi bilmiyoruz ve bizi mutlu edeceğini sandığımız şeyleri medyanın (ve sosyal medyanın) pompaladığı görüşlere göre seçebiliyoruz. Bunlar, bizim gerçek hayallerimiz ya da amaçlarınız olmayabilir.

Göz yumduğumuz her şey, enerjimizi çalar, bizi sinirlendirir ve tüketir. Katlandığımız çok şey varsa başarılı olmamız da pek kolay ve olası değildir. Bu konuda, ortalama bir kişinin altmış ile yüz arası şeye göz yumduğunu, bir yaşam koçunun deneyimlerinden öğrenmiştim.

Bir yerden bir yere giderken, öncelikle gideceğimiz yeri düşünerek (bir hedefle) hareket ederiz. Bir yere gitmeden önce de “Gitmeye değer mi (amaç/anlam/istek/gereksinim) ya da öncelikli mi?” (değerlerimiz)diye kendimize sorarız/sorgularız. Bunun dışında, nasıl gideceğimize (“Yeterli araç/kaynak var mı?” diye düşünerek) karar veririz. Sonra da hedefimize ulaşmak için bir ya da daha iyisi, birkaç plan yaparız.

Başlamak içinde cesarete gereksinim duyarız.

Yaşamı planlamak da bu kadar yalın ve kolaydır.

“Neden” olmadan, hedefler de anlamlı duruma gelmez! Ve sürdürülemez.

Kendimize şu soruları sorarak başlayabiliriz…

1-Ne istiyorum? (1-10 yıl içinde)

Bir dizin oluşturalım!En az 50 başlık yazmaya çalışalım!

Üç ya da dört hedef belirleyelim…

Düşün(ebil)memiz için bazı örnekler:

  • Ne öğrenmek/deneyimlemek istiyorum?
  • Nerede yaşamak istiyorum?
  • Kimlerle tanışmak istiyorum?
  • Neleri görmek istiyorum?
  • Kariyerim konusunda hedeflerim neler?
  • Hangi yetenekleri geliştirmek istiyorum?
  • Hangi hobileri öğrenmek istiyorum?
  • Kendi işimi kurmak istiyor muyum?
  • Kimlerle arkadaşlık etmek istiyorum?
  • Evlenmek ve çocuk istiyor muyum?

2-Sonra kendimize, “Neden ve ne zaman istiyorum?” diye soralım.

3- “Kim olmak istiyorum? Bu konuda rol modellerim var mı?Hedefime giderken, kimlerden destek almaya gereksinim var?”

Bu bölümü, kişilerin enerjisini çalan ve yanlış hedef/kariyer/eş/arkadaş seçmesine neden olan beş zehirden söz ederek tamamlamak istiyorum:

  • Ne istediğimizi bilmemek (amaç/hedef belirlememek)
  • Kendimizi başkaları ile sürekli “kıyaslamak”
  • Başkalarını kendimizden daha başarılı bulmak (düşük özgüven)
  • Kendimizi değersiz görmek (düşük özsaygı)
  • Dış dünyayı gereğinden fazla önemsemek/tepki vermek.

Konfor alanımızdan çıkmak ile ilgili güzel bir deneyimimi de paylaşmak isterim. Arkadaşım B ile bu hafta içi Swissotel’e akşam yemeğine gittik. Kapıda çok sevimli bulduğum Duygu ile B sohbet etmeye başlamıştı. B, önce adının B olduğunu söyledi. Duygu, çok tepki vermedi. Sonra, B, soyadının, Biledeğil olduğunu söylediğinde Duygu’nun yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz.

Bbiledegil.com ]

Sonra masaya oturduk. O sırada garson geldi. Şarap konusunda B’ye ne yeğlediğini sordum. B,vegan bir şarap olup olmadığını sordu. Garson, şaşırmış bir ifade ile bilmediğini söyledi. Garsonun şarap alanındaki bilgi, ilgi ve merakı da çokmuş. On dakika sonra masamıza geldi. Vegan şaraplar konusunu araştırmıştı ve yeni edindiği bilgilerimutluluk içinde bizimle paylaştı.

Değişim ve dönüşüm,işte böyle veanında başlıyor/başlamalı.

Yazımı, bakış açımı değiştiren bir yazı ile bitirmek istiyorum. “Ütopya” yazısı, sadece bakış açımı değiştirmedi. Bunun dışında, iletişimimi, yazılarımı ve düşüncemi de değiştirdiğini belirtmek isterim:

TanerOzdes.com.tr/index.php/component/content/article/95-tavsiye-edilen-yazi-ve-oykuler/932-bin-bir-olmayan-guzel-yer-utopya?Itemid=437

Ütopya yazısından ve katkılarından dolayı, B’ye tekrar teşekkür etmek isterim…

Yaşam koçluğu konusunda paylaşımlarım devam edecek…

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x