👁️ 232 Okunma
“Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır.” Goethe
Bu haftaki ve sonraki haftaki yazımda bana en çok sorulan iki soruya cevap vereceğim:
1- Yaşlanmayı hiç düşünmüyor musun?
2- Nasıl bu kadar genç ve enerjik gözüküyorsun?
Bu hafta yaşlanmak üzerine, haftaya da genç ve enerjik gözükmek üzerine sırlarımı ve görüşlerimi yazacağım.
Dünyanın en güzel mankenlerine soruyorlar; kendini güzel ve karizmatik buluyor musun? Cevaplarının veya sırlarının çoğu “öz-güven” oluyor.
Güzellik veya karizmatik olmak bir şeyin sonucudur. Genç ve enerjik gözükmenin de sırrı yaşam biçiminiz ve yaşamı nasıl algıladığınızdır. Sonuçta insanın dışarı yansıyan enerjisi ve görüntüsü, yaşama ve kendine bakışının bir sonucudur.
Japonlar yaşlanamamanın sırlarının İKİGAİ felsefesi ile açıklamışlar : “hep meşgul kalarak mutlu olmak.”
İKİGAİ felsefesini, uzun ve mutlu yaşamın sırlarını, ben kendi kendime bulmuşum ve zaten de öyle yaşıyorum.
Temelde uzun yaşamın en önemli sırrı, yaşamdan keyif alabilmektir – buna doya doya yaşamak da denebilir.
Yaşamın kısa ve sınırlı bir sürede gerçekleşmesi sebebiyle hiçbir anının ziyan edilmemesi gerektiğidir bu felsefe.
İnsanlar zamanlarının çoğunu nerede ziyan ederler;
– Fazla uyku ( 8 saatin üzeri)
– TV / Netflix
– Gereksiz sohbetler
– Yanlış arkadaşlar
– Trafik
– Plansızlık
– Aylaklık ( zamanın boşa harcanması)
– Sosyal medya, eposta ve whatsapp da geçirilen zaman
İnsanların çoğu, kendilerinden çok dış dünyaya iyi, güzel, mutlu, başarılı göstermek için yanlış veya yapmacık (maske takarak) paylaşımlarda bulunur.
Her insanın en önemli gücü, seçme gücüdür. Her insan temelde güçlüdür!
Ben günde şu kadar saat çalışıyorum, o nedenle kendime ayıracak hiç zamanım yok, eve gidiyorum, yemek yiyip yatıyorum. O nedenle spor yapmaya, kitap okumaya veya bir hobi edinmeye zamanım kalmıyor! Bunlar bir insanın kendisine söyleyebileceği en büyük yalanlar.
Eve gelip, yemek yiyip, Netflix /TV seyreden veya saatlerce sosyal medyada amaçsızca zaman geçiren o kadar çok insan var ki. Bu insanlar maalesef bunun farkında değiller!
En önemli yaşam enerjisini, tutkularınızı keşfedip, bunlar gerçekleştirerek sağlayabilirsiniz.
Kendimden örnek verecek olursam; benim için en önemli tutkular, seyahat etmek, yeni insanlar ile tanışmak/sohbet etmek, eğitim vermek ve almak, öğrenmek, kitap okumak, yeni hobileri keşfetmek, spor yapmak ve insanlara/ insanlığa katkıda bulunmak diyebilirim. Eğer tutkularınızı gerçekleştirirseniz, enerjinizi de şarj edebilirsiniz.
Yaşamı anlamlı hale getirmek, bir insanın genç tutan en önemli güçtür. Kısaca şikayet etmek yerine, sorumluluk alarak, kendinize ben ne yapabilirim sorusunu sorabilirsiniz. Başkalarına yardım etmek, bir insanı hayata bağlayacak kadar güçlü bir ikigai olabilir.
Bu sabah Nuri Akın ilkokulunda oy verdikten sonra merdivenlerden inmeye çalışan elinde bastonuyla zorlanan yaşlı bir kadın gördüm. Yanına gidip “ size yardım etmeme izin verir misiniz?” diye sordum. Sonra birlikte on basamaklı merdivenden birlikte indik. Bana “ Allah sizden razı olsun” diyerek yürümeye devam etti. Göz teması bile kuramadık. Ama kendimi iyi hissettim.
Uzun yaşamın sırları arasında doğru beslenme, egzersiz ve güçlü sosyal bağlar oluşturma ve iyi ailevi ilişkilerini de sayabilirim. Beslenme konusuna girmeyeceğim. Tavsiyem bilinçli beslenmeniz. Abur cubur yememeniz, kahvaltı etmeniz, öğün atlamamanız ve dışarıda mümkün olduğu kadar az yemenizdir. Spor konusunda, ben haftada 7 gün spor yapıyorum. Genç, enerjik ve mutlu hissetmemin en önemli nedenlerinden biri düzenli spor yapmamdır. Spor yapmak için spor salonuna üye olmak zorunda değilsiniz. Youtube karşısında da egzersiz yapıp, günde açık havada 10 km yürüyerek de spor yapmış olursunuz. Önemli olan bedeninizi günde en az 15-20 dakika ( sabah tercihen) harekete geçirmenizdir.
İnsanlara senin için hayatta en önemli üç şey nedir diye sorduğunuzda, cevap çoğunlukla aile olur. Ama gerçekte insanlar en az zamanlarını aileleri ile iyi zaman geçirmek için harcarlar. Sağlık problemi olduğunuzda annenizi veya babanızı ziyaret etmekten bahsetmiyorum. Ben, ailem konusunda çok şanslıyım ve birlikte olmaktan çok keyif alırım.
Bir yerde okumuştum : “ Hayatı ciddiye alın, kendinizi değil!”
Bir gün yanımda çalışan bir çalışma arkadaşım “ Taner bey, sizin değerinizi şirketimizde herkes bilmiyor. Size bazen Genel müdür gibi davranmıyorlar. Ben bile size bazen size öyle davranmıyorum.” dedi. Kendisine gülümseyerek şöyle cevap verdim : “ Ben zaten genel müdür olmak istemiyorum, ben size liderlik yapmak istiyorum. Bana özel davranmanız da gerekmez.”
Yaşamı anlamlı hale getirmek için başkalarına yardım etmek öğrendiğim en önemli farkındalık.
Neden?
Başkalarına yardım ederken, kendinizi unutmanıza ve yardım ettikten sonra kendinizi sevmenize yardımcı olur. Her sene 6 ay Boğaziçi Yüzme yarışları için hazırlanıyorum. Yüzmek oldukça zahmetli ve monoton bir spordur. Her sene farklı bir dernek için yüzerek yaptığım bu sporu daha anlamlı hale getiriyorum.
18 yaşından itibaren babamı da örnek alarak derneklere üye oldum. Bu bana sadece büyük bir network sağlamadı, aynı anda kendimi keşfetmeme, kendime geliştirmeme ve hayata bakışımı değiştirdi. Eğitmenlik ve kitap yazarlığı JCI derneğine üye olduktan sonra kendimi fark etmem sayesinde gerçekleşti. Ait olmak ve topluluğun bir parçası olmak, yaşam ömrünün uzamasına yardım ettiği gibi sizi genç tutar.
Yaşlanmadan nasıl genç kalıyorum konusunda yaptıklarımı özetleyecek olursam, öncelikle hem bedenime hem de zihnime iyi bakıyorum. Sürekli yeni şeyler deneyerek kendimi geliştirmem, yeni şeyler öğrenerek, sürekli okuyarak ve gezerek ve gözlemleyerek zihnimi ve ruhumu aktif tutarak genç kalmamı sağladığımı söyleyebilirim.
Birçok insan olduğundan daha yaşlı görünür. Erken yaşlanmanın nedenlerini inceleyen araştırmalar stresin bununla ilişkili olduğunu göstermiştir, çünkü beden, kriz dönemlerinde çok hızlı yıpranır. Çoğu sağlık sorununun stres kaynaklı olduğu Amerikan Stres Enstitüsü tarafından ortaya çıkarılmıştır. Stres ne kadar büyükse hücreler üzerindeki yıpratıcı etkisi de o kadar büyüktür. Bu konuda felsefem, hayatta hiçbir şey sizden daha kıymetli değildir. Hayatta hiçbir şeyi kafanıza takmayın. Duygularınızı kabul edin. Ne yapacağınıza bakın. Kontrolünüzde olmayan ve değiştiremeyeceğiz şeyler için canınızı sıkmaya değmez. Hayattaki amaçlarınıza ve hedeflerinize odaklanın.
Allan Pease “Cevap” kitabında şöyle yazmış : “ Terapistim önüme yarım bardak su koydu. Eğer bardağın yarısının dolu olduğunu düşünüyorsam bir optimist, yarısının boş olduğunu düşünüyorsam da bir pesimist olduğumu söyledi. Ben de suyu içtim ve ona aslında bir problem çözücü olduğumu söyledim.”
İyi olduğunuz şeyleri artırın. İş ve kişisel hayatınızda sizin için en fazla sonuç getiren aktiviteleri bulun ve enerjinizi büyük ödüllerin geleceği yerlere yönlendirin.
Ve
Yaşamın sadece mutluluk ve başarı olmadığının da bilincinde olun.
Sevgilerimle
Taner Özdeş
Tavsiye ettiğim kitaplar:
– “Duygusal Zeka “ve “50 Yaş Gözüyle”- Taner Özdeş
– “Cevap” – Allan & Barbara Pease
– “İkigai” – Hector Garcia & Francesc Miralles