👁️ 272 Okunma
Rahmi Koç’a soruyorlar: “Yaşam nedir?”
Yanıtı: “Harcayabildiğin kadar!”
Dünyanın en zengin kişilerinden biri olan Rahmi Koç’un bu yanıtı vermesi çok anlamlı.
Çok para kazanma, çoğu kişi için çoğu şeyin çözümü olarak görülüyor.
Gerçekten de öyle mi?
Kışları yurtdışında, yazları da Bodrum’da yaşayan bir arkadaşım ile sohbet ediyoruz. Bekâr biri. Para konusu açılınca; “para harcamak da bir enerji ve çaba gerektiriyor.” demişti.Yaşamı boyunca çok çalışmış eski bir iş insanı artık çalışmıyor. Çalışma yaşamı boyunca elde ettiği yatırımlar sayesinde rahat bir yaşamı var. Eşinden ayrılmış. “Özgürüm. Bu da çok önemli bir düşünsel rahatlık.” diye bir yorumda bulundu. Ancak, yaşamış olduğu yaşamda farklı sorunları olduğunu söyledi. En önemli sorunlardan biri olarak ve yurtdışında yaşadığından, kendi düşüncelerine göre arkadaş bulamamak olduğunu belirtti.
Para, her şeyin çözümü olamıyor.
Özgürlük, benim için oldukça değerli bir kavram. Benim tanımımda şu: “İstemediğin bir şeyi yapmak zorunda kalmamak.” Kişinin, kendine saygısı için özgür olduğunu düşünebilmesi çok önemli.
Bu hafta, FaRkLaR.net sitesinin (FaRkLaR Kılavuzu/Sözlüğü) kurucusu ve destekçim B Biledeğil ile bir akşam yemeğe çıktık. Adı ve sonadı; B (adı), Biledeğil (sonadı). ( Bbiledegil.com adresinden de ayrıntılarını okuyabilir, yazı ve çalışmalarını görebilirsiniz.) B ileLinkedin üzerinden tanışmıştık. Dil bilgisi açısından yazılanlardaki hatalarıkatkı olarak düzeltmesi dikkatimi çekti.Yazılarımda Türkçe sözcüklere daha çok yer vermekde uzun zamandır üzerinde düşündüğüm ve çok önemsediğim/iz bir konuydu. Yazdığım tüm yazılardabana da destek veriyor. Yaşam üzerine de zevkli bir sohbet gerçekleştirdik. Oldukça farklı bir yaşam gerçekleştirmesi ve sürmesine neden olacak biçimdeönemli yeğlemelerde bulunmuş. Kendine yatırım yapmış, çok düşünmüş, sorgulamış, okumuş ve gezip görmüş. Bazı bakış açılarımızda çok fazla farklılık olsa da belirli konulardaki düşünceleri hoşuma gitti.
B, her gün FaRkLaRKılavuzu’nu hiçbir beklentisi olmadan yeni bilgiler ile donatıyor. Ülkemiz için tam bir bilgi hazinesi. İlgi ve gereksinim duyan kullanıcısayısı isehenüz hak ettiği kadar değil.
Cuma günü de bir telefon aldım.
“Adım, Mert. Satışın 10 Altın Kuralı kitabınız sayesinde adınızı duydum. Kitabınız nedeniyle tüm yaşamım değişti.Size teşekkür etmek ve bir konuda danışmak için aradım.” dedi. “Kitabınızla tanıştıktan sonra Kaymakam’lıktaki görevimden ayrıldım. Bir gayrimenkul şirketinde danışmanlığa başladım. İyi para kazandım. Sonrasında düşüm olan perde konusunda bir mağaza açtım. İşlerim de oldukça iyi. Yaptığım işi Türkiye çapında yapma konusundaki projemi size danışmak istemiştim.” diye sözlerine devam etti. Bir kitabın, bir kişinin yaşamına bu kadar etki etmesi beni hem çok mutlu etti, hem de şaşırdımaçıkçası.
Geçen hafta da Youtube’da çok yakından takip eden ve tüm kitaplarımı okumuş Mehmet adında bir okurum aramıştı. Kitaplarımdaki bilgilerin yaşamını değiştirmesinden dolayı bana teşekkür etmek istemiş. Şimdi de “Sunum teknikleri” konusunda bir kitap yazmak istediğini paylaştı. Ona yardım edebileceğimi söyledim. Bartın’da yaşayan birinin bu girişimi de beni çok sevindirdi ve ümitlendirdi.
Bu ay içinde yine Mehmet adında bir takipçimden,LinkedIn üzerinden bir ileti geldi:
“Sizi uzun süredir takip eder, yazılarınızı okur, düşünceleriniz üzerinde çalışma yapar ve altın kurallarınızı uygulamaya çalışırım. Herhangi bir kazanç beklentim olmadan uğraş olarak ancak bir amacı olan adım ile kitap yazdım. İlk kitabım bir şiir kitabıydı, bu ikincisi ise psikoloji ve felsefe temelli zihinsel yükseliş üzerine bir kitap. Adı, “………” olan kitabımı size özel notu ile armağan etmeyi çok isterim. Dokuz günlük tatil öncesinde size ulaştırırsam ve fırsatınız olur da göz gezdirirseniz çok memnun olurum. Bununla birlikte böyle ricaların çok geldiğini düşünerek eğer ‘Üzgünüm.’ derseniz gücenmeyeceğimi bilmenizi isterim. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki, üzgün de olsanız ben aynı düşünce ve duygularımla sizinle aynı titreşimde olacağım.” Kitabın adını bilerek yazmadım. Kitabı bana ulaştı. Zevkle okuyorum. Kitaptaki konular, gerçekten çok araştırma ve okuma gerektiren konular.
Tüm bu yazdıklarımı sadece iki hafta içinde yaşadığımı düşünürseniz, işimi neden bu kadar çok sevdiğimi anlıyorsunuzdur sanırım.
Son paylaşacağım konu ve kişi ise şu anda tanınırlığı ile zirve olan dizi oyuncusu, Demet Özdemir ile ilgili.TV dizisi izlemem. Eşim izler. Ben de ara sıra göz gezdiririm. Demet’i daha önce görmüştüm. Oyunculuğunu beğeniyorum. Sürekli kendini geliştirmesi, daha zor rolleri kabul etmesi, azminin güzel bir göstergesi. Bir gün,Instagram’danbir ileti aldım. SMA hastası Alperen’e (instagram adresi: @sma_alperennefesalacak) yardım etmem için canlı yayına davet ediyorlardı. Ben de “Memnuniyetle katılırım.” dedim. İki akşam çıktım. Bugün, hedefine yüzde beş kalması beni çok mutlu etti. Umarım başarır. Benden önceki gün de Demet Özdemir’in, Alperen için canlı yayına çıktığını öğrendim. Bu hafta da Alperen için bir giysisini açık artırma ile sattığını twitter’dan öğrendim. Çok takdir ettim.
Şimdi anlatacağım öykü ise oldukça ilginç.
“Yaşamda hiçbir şey tesadüf değildir.”
Sosyal medyada dolaşırken, Demet Özdemir’in samimi gülüşünü yansıtan fotoğrafları önüme çıktı. Benim için harika örneklerdi. Toplumumuzda gülümseme ve gülme konusunda bu kadar önyargı varken, Demet Özdemir’in bir düğünde çekilmiş,içten ve samimi gülümseyen fotoğrafı benim için kaçırılmaz bir fırsattı. Gerçek gülümsemenin başarılı bir örneği notuyla Demet Özdemir’in iki fotoğrafını Instagram ve Twitter’dada paylaştım. 24 saat içinde paylaşımımı tekrar paylaşan, övgüler yağdıran hayranlarının iletileri karşısında hayrete düştüm. Toplumda bir etki yaratmak o kadar da zor değilmiş. Demet’i bu konuda çok başarılı buluyorum. Gelen kutlama iletileri sadece Türkiye’den gelmiyordu, Endonezya, İtalya, Hindistan, Dubai vb.çok sayıda ülkeden geliyordu. 31 yaşında bir sanatçı için harika bir donanım. Demet’in sırrı neydi?:“Alırken vermek!”
Başıma gelen bu ve benzeri öykülerin nedeni, bu yaşam tarzını yeğlememden kaynaklanıyor. Almaktan çok, vermekten zevk almak.
“Yaşam”, Rahmi Koç’un dediği gibi, “harcayabildiğin kadar” ise… Ben de yaşamı; verdiğimiz kadar… olarak tanımlamak isterim.
Sizden benimde ufak bir ricam olacak. Bayramda en güzel şey, birilerini sevindirmek, mutlu etmektir. SMA hastası Alperen, yaşam mücadelesinde ve çok az zamanı kaldı. Yardım paraları toplanmadan yaşam ile ölüm arasında almaması gereken sadece iki kilosu kaldı. Siz de katkı sunarak yazıma hem destek,hem de ilham vermiş olursunuz. Yardım için hesap numaraları Alperen’in instagram sayfasında bulunuyor.
“Bir kişi, acı duyarsa canlıdır. Başkasının acısını duyarsa insandır.”
Hepinizin bu vesile ile yakınlaşma bayramını kutlarım.
Sevgilerimle,
Taner Özdeş