İç Sesimizi Duymamızı Engelleyen Ayrık Otlarını Nasıl Temizleyebiliriz?
İçimizde olan sesten bahsetmeme izin ver. O fısıldayan sesten. O ses bana neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyler. Ne zaman bırakıp gitmem gerektiğini, ne zaman devam edip gitmemem gerektiğini söyler.
O, Sheakspare değil, öyle akılda kalan dizeleri yoktur. İç sesim bana dümdüz söyler. Bana kimin gerçek dostum olup, olmadığını. Ne zaman evet, ne zaman hayır demem gerektiğini.
Bu ses bazen çok açık ve nettir. Git, kal, doğru, yanlış…
Bazen sadece fısıldar.
Daha gürültülü bir sesin, ona galip gelmesine izin verme.
Çünkü, günün sonunda ne başka bir erkek, ne başka bir kadın ne de başka bir algoritma senin iç sesin kadar neyin doğru olup olmadığını bilemez.
Herkesin bir iç sesi vardır, ama çok azı onu dinler. Morgan Freeman
İç sesimiz bizi hizaya getiren bir güçtür.
Bir adım ötesi, sezgidir.
Yapılan bir çalışma, insanın 1 saniyede 8 milyon veriyi işleme kapasitesinin olduğunu fakat sadece 2.000 veriyi farkında olarak ve aklıyla kullanıp işleyebildiğini gösteriyor. Peki geriye kalan 7.998.000 veri nereye gidiyor? Elbette ihtiyaç halinde tamamı olmasa bile, bunları da kullanıyoruz ama görünen o ki akılla değil başka bir yeteneğimizle; sezgilerimizle değerlendiriyoruz.
Peki iç sesimiz bizim için bu kadar kıymetliyse, yazının başlığında iç sesi sabotajcı olarak belirtme sebebim nedir?

Efendim, “sabotaj” kelimesi Türkçeye Fransızca sabotage sözcüğünden geçmiştir. Kelime anlamı yıkmak, parçalamak, kullanılmaz hale getirmektir.
Sabotajcı, bize bir şeyleri yapamayacağımızı düşündüren ve genellikle alacağımız aksiyonları engellemeye çalışan aşırı tedbirli yanımızdır. Adım atmamızı engelleyen ama diğer taraftan tedbirli olmamızı da sağlayan negatif düşüncelerimizdir.
Hayal kırıklığı, korku, çaresizlik, yargılama sabotajcının çoğunlukla beslendiği duygulardır.
- Neden ben?
- Ya şöyle olursa?
- Ben başaramam.
- Ben zavallıyım vb.
Sabotajcımız, kötü değildir, aynı zamanda bizi tehlikelerden korumaya çalışan parçamızdır. Dolayısıyla amacımız ondan kurtulmak değil, konuşanın o olduğunu anlayıp tepkilerimizi makul noktaya çekme becerimizi geliştirmemizdir.
Burada şu noktalara dikkat etmemiz gerekiyor;
- Bu negatif düşüncelerimizi bastırmaya çalışmayın.
- Onlarla savaşmayın.
- Sabotajcılarımızın etkisi altına girmeyin.
4.Negatif düşüncelerin akışına kapılıp, zihninizin gürültüsünü arttırmayın.
Soru şu; peki ne yapalım?
Yukarıda da söylediğim gibi, sabotajcının konuşmaya başladığını fark edin. Anlamaya çalışın ve not alın. Not almak soyutu somuta çevirmek için çok etkili bir yöntemdir.
Bir diğer nokta, gözlemleyin. Evet evet, gözlemleyin.
Yargılamadan, olabildiğince objektif bir şekilde kendi zihnimizin gözlemleyeni olun.
Kendimle ilgili bu çalışmayı ilk yaptığımda, yaşadıklarımdan dolayı sürekli etrafımdaki kişileri suçladığımı fark etmiştim.
Hayatta istediğim noktada olamamam, kendimi başarısız hissetmem, mutlu olamamamın sebebi hep başkalarıydı.
Dönüp kendime bakmadığımı, neleri eksik ya da yanlış yaptığımı düşünmediğimi fark etmiştim.
Siz gözlemleyen tarafta olduğunuzda, kendinize dair neler fark edeceksiniz?
Sabotajcımla sürekli zihnimde konuşuyordum.
O bana bir şey söylüyordu, ben ona cevap veriyordum. O da bana karşılık veriyordu ve ben daha da geriliyordum. Büyüyen bir kısır döngü hali. Çok fena.
Bu hataya da düşmeyin lütfen.
Onu dinlemeyin.
Ona cevap vermeyin.
Başkalarının yaptığı hataları görmezden gelirken ya da tolere ederken kendi yaptığımız hatalarda kendimize karşı çok acımasız davranıyoruz.
Başkalarına karşı tahammül seviyemiz görece yüksekken, kendimize karşı aşırı tahammülsüz davranıyoruz.
Başkalarına gösterdiğimiz şefkati kendimize de gösterelim.
Bu noktaların üzerine düşünmeye başladığımızda ilk fark edeceğimiz nokta çocukluk yıllarımız olacaktır.
Özetle çocukluk yıllarından itibaren yaşadıklarımızla, deneyimlerimizle anne babamızın bize söylemleriyle, gözlemlediklerimizle dış dünyaya, hayata, diğer insanlara ve kendimize dair bazı inançlar oluştururuz Bu inançlar kendimizle ilgili olabileceği gibi diğer insanlarla hayatın geneliyle ilgili de olabiliyor.
İyi haber dostlar, şimdiye kadar bahsettiğim noktalar üzerine çalıştığımızda iç sesimizin içindeki ayrık otlarını temizleyebiliyor ve iç sesimizi duymaya başlayabiliyoruz.
Referans Yazar: Eker Gökyer