Sabırlı Olmak Doğuştan mı Gelir, Yoksa Öğrenilir mi?

0 0 votes
Puanınız

Bence kesinlikle öğrenilir! Sabır, doğuştan gelen bir özellikten ziyade, zamanla geliştirilebilen bir beceridir.

Tüm hayvanlar, yaşamlarını ve konforlarını sürdürebilmek için en iyi olanı en kısa sürede elde etme dürtüsüyle donatılmıştır. İnsanların da diğer canlılardan bu noktada bir farkı yoktur. Ancak dürtülerin aksine, insanlarda irade de gelişmiştir. İrade sayesinde, diğer hayvanlarla benzer yanımız olan dürtüselliğimizi engelleyebilir ve beklemeyi, sabretmeyi öğrenebiliriz. Bir şeyi hemen elde edemeyecek olsak dahi, yeteri kadar çaba sarf edersek ve yeteri kadar beklersek istediğimiz sonuca ulaşabileceğimizi fark etmeliyiz. Bu sayede dürtüsel davranış ve düşüncelerimizden uzaklaşabiliriz. Dürtüsel yanını fark edip onunla savaşan ve iradesini ön plana çıkarmayı başarabilen insanlar daha mutlu ve daha başarılı olurlar.

Sabırlı olmak bize ne kazandırır?

Öncelikle, sabırlı bir kişi, dürtüsel davranan bir kişiye kıyasla daha güçlü bir duruş sergiler. Duygu ve dürtülerimiz, önce düşüncelerimizi, ardından da davranışlarımızı şekillendirir. Ancak bazı durumlarda düşünce süreci devreye bile girmeden, doğrudan harekete geçeriz. İşte bu noktada sabır, bizi kontrolsüz tepkilerden koruyan bir kalkan görevi görür.

Çocukluk dönemine baktığımızda, her istediğini anında elde eden bir çocuğun sabırlı olmasını beklemek zordur. Çünkü bu çocuk, istediği her şeye kolayca ulaşmaya alışmıştır. Bu alışkanlık, ileriki yaşlarda da devam eder ve kişi, hayatın her alanında aynı beklenti içinde olur. Ancak gerçek hayat, her zaman bu kadar cömert değildir. Sabır, bu noktada devreye girer ve kişiye beklemeyi, mücadele etmeyi öğretir.

Sabırsızlık, bazen bencillikten de kaynaklanabilir. Başkalarına karşı duyarsız olmak, empati kuramamak ve kendi önceliklerini her şeyin önüne koymak, sabırsızlığın temel nedenlerinden bazılarıdır. Trafikte bu durumu sıkça gözlemleriz. Yolumuzu kesen, emniyet şeridini ihlal eden ya da kırmızı ışıkta geçen sürücüler, sabırsızlığın ve bencilliğin günlük hayattaki yansımalarıdır. Bu tür davranışlar, sadece kuralları çiğnemekle kalmaz, aynı zamanda başkalarının haklarını da hiçe sayar.

Her düşündüğünü söylemek de sabırsızlığın farklı bir yönü olarak karşımıza çıkar. Düşüncelerini süzgeçten geçirmeden, karşısındaki kişiye olduğu gibi aktarmak, sabırsızlığın yanı sıra duyarsızlık ve empati eksikliğinin de bir göstergesidir. Oysa ki, düşüncelerimizi ifade etmeden önce bir an durup, karşımızdaki kişinin duygularını ve bakış açısını anlamaya çalışmak, iletişimde çok daha olumlu sonuçlar doğurur.

İş dünyasında sabrın önemi
Sabır, iş dünyasında da büyük bir avantaj sağlar. Özellikle iki beceri, profesyonel hayatta fark yaratır:

  1. Sabır göstermek
  2. Anlamak için dinlemek

Bu iki beceri, özellikle dışa dönük kişiler için üzerinde çalışılması gereken önemli alanlardır. Çünkü dışa dönük bireyler, genellikle hızlı hareket etmeye ve düşüncelerini hemen paylaşmaya eğilimlidir. Ancak sabır ve aktif dinleme, uzun vadede daha güçlü ilişkiler kurmanın ve daha etkili bir lider olmanın anahtarıdır.

Bu konuda başımdan geçen bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum:

Bir akşam, Apple Watch’ımın açılmadığını fark ettim. Ne yaptıysam çalıştırmayı başaramadım. Uzun süre uğraştıktan sonra pes ettim ve Apple Destek konusunda araştırma yapmaya başladım. En yakın lokasyon olması nedeniyle Zorlu Center’daki Apple Destek Merkezi’ni tercih ettim. Saatimi teslim ettim ve bir süre bekledikten sonra, garanti süresinin iki hafta önce bittiği gerekçesiyle saatimin tamir edilemeyeceğini, bunun yerine yeni bir saat almam gerektiğini söylediler. Ancak yeni saat için önerilen fiyat, neredeyse sıfır bir saat fiyatına yakındı.

Bu durumu kabul etmek istemedim ve ısrarla bir görüşme talep ettim. Destek görevlisinin olumlu yaklaşımı sayesinde, sorunun sadece bataryadan kaynaklandığını öğrendim. Bu nedenle, yalnızca batarya ücreti ödeyerek eski saatimin sıfırını alabileceğim söylendi. İlk teklife göre fiyat üçte bir oranında daha uygun olduğu için bu seçeneği kabul ettim. O an büyük bir mutluluk yaşadım. Ancak bu mutluluğum sadece beş ay sürdü. Çünkü saatim tekrar açılmamaya başladı.

Yine Zorlu Center’daki Apple Destek Merkezi’ne gittim. Ancak bu kez işler daha da karmaşıklaştı. Öncelikle, garanti süresinin doğru işlenmediği söylendi. Bu nedenle, iki hafta boyunca Zorlu Center’a üç kez gitmek zorunda kaldım. Bu süreçte Apple İrlanda’nın desteğini de aldım ve garanti süresiyle ilgili sorunu çözdüm. Saatimi tekrar teslim ettim ve 3-4 hafta bekledim. Gelen cevap ise tam anlamıyla hayal kırıklığıydı: Sorunun donanımsal olduğu ve garanti kapsamına girmediği belirtildi. Eğer istersem, 11.500₺ ödeyerek aynı saatin sıfırını alabileceğim söylendi. Ancak sorunun tam olarak ne olduğu konusunda hiçbir bilgi verilmedi.

Bu durum beni oldukça öfkelendirdi. Apple İrlanda ile tekrar iletişime geçtim ve 3-4 hafta daha bekledim. Saatimi yeniden merkeze göndermem gerektiği söylendi. İki hafta sonra gelen cevap yine aynıydı: Arıza kesinlikle donanımsal ve garanti kapsamı dışında. Bu arada saatlere zam geldiği için ödemem gereken tutar 13.500₺’ye yükselmişti. Bu durumu kabul edemeyeceğimi belirttim ve Apple İrlanda’nın desteğiyle Türkiye Destek Merkezi’ne saatimi tekrar göndermek istediğimi söyledim. Ancak sonuç yine değişmedi.

Tam bu noktada, bir mucize gerçekleşti. Destek merkezindeki bir görevli bana önemli bir bilgi verdi: Eğer saatimi dördüncü kez merkeze gönderirsem, elimde haklı nedenler olduğu ve donanım arızasının ne olduğunun belirtilmediği gerekçesiyle, büyük ihtimalle saatimin sıfırını göndereceklerini söyledi. Bu öneriyi dikkate aldım ve saatimi dördüncü kez merkeze gönderdim. Beklediğim gibi oldu! En sonunda, hiçbir ücret ödemeden yeni bir saat almayı başardım.

Bu süreç bana bir kez daha sabrın ne kadar önemli bir yetenek olduğunu gösterdi. Doğuştan sabırsız bir yapıya sahip olsanız bile, sabrı öğrenmek ve geliştirmek mümkün. Tıpkı kaslarımızı geliştirmek gibi, sabır da bol bol pratik yaparak güçlendirebileceğimiz bir beceridir. Sabır, hayatın her alanında bize kazandırır. Bu deneyimim, sabrın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlamamı sağladı.

Birçoğumuz, ebeveynlerin çocuklarına sabretmeyi ve isteklerini erteletmeyi öğretmelerinin ne kadar zor olduğunu biliriz. Aslında, gecikmiş memnuniyet ve sabır birçok yetişkinin dahi zorlandığı durumdur, bu yüzden bunu okul öncesi dönemde çocuğunuza öğretmeye başlamak çok önemlidir. Peki nasıl?

Dr. Harvey Karp, “Çocuğunuza Daha Sabırlı Olmayı Nasıl Öğretebilirsiniz?” makalesinden bir alıntı yaparak, bu konuda erken yaştan itibaren sabrı çocuklarımıza öğretebileceğimizi ve bu çocukların ileride daha huzurlu, sakin ve başarılı bireylere dönüşeceğine inanıyorum.

Çocuğuma Sabrı Nasıl Öğretebilirim?

Tüm çocuklar dürtüsel olarak doğar. Ancak şaşırtıcı bir şekilde, doğru yaparsanız, sadece birkaç gün içinde çocuğunuzun sabrını artırabilirsiniz.
Sabır-esnetme, meraklı küçük çocukların biraz, çok az, sonra biraz daha, sonra daha da fazla beklemelerini sağlayarak sabırlı olmayı öğrenmelerine yardımcı olmanın süper hızlı bir yoludur.

İnanın ya da inanmayın, çoğu ebeveyn çocuklarına sabrı, en iyi işe yarayan yöntemin tam tersi şekilde öğretiyor.
Örneğin, meşgulsünüz ve 2 yaşındaki çocuğunuz dikkat çekmek için eteğinizi çekiştiriyor. Çoğumuz sevgiyle “Bir saniye canım,” diye cevap verip işimizi bitiriyoruz. Sorun şu ki, bu durum çoğu zaman çocuğunuzun sizi daha da sinirlendirmesine neden oluyor!

Bu teknik tüm yürümeye başlayan çocuklar (hatta 1 yaş altı) için en iyi şekilde kullanılabilir.

Sabır-Esnetme Tekniği Nasıl Kullanılır?
Çok önemli: Sabırlı olmayı öğretmek için çocuğunuzun isteyeceği bir şeye (yiyecek, oyuncak vb.) sahip olmalısınız. Bunu yaptıktan sonra şu basit adımları izleyin:

  1. Önce, neredeyse istediğini verin. Diyelim ki 1 yaşındaki çocuğunuz sizi meyve suyu isteyerek sözünüzü kesiyor. Yaptığınız işi bırakın ve “Meyve suyu! Meyve suyu istiyorsun!” diye tekrarlayın. Ona meyve suyunu vermeye başlayın… AMA… sonra aniden bir parmağınızı kaldırın ve sanki önemli bir şey hatırlamış gibi “Bekle! Bekle! Bir saniye!” diye bağırın. Arkanızı dönün ve bir şey arıyormuş gibi yapın.
  2. Sırada “ödül” var. Sadece birkaç saniye sonra geri dönün ve hemen çocuğunuza suyu verin, onu övün ve “İyi bekledin! İyi bekledin!” deyin. Çocuğunuzun sabrını hemen ödüllendirmek, ona beklemenin o kadar da kötü olmadığını ve annesinin her zaman sözünü tuttuğunu öğretir.
  3. Bekleme süresini azar azar uzatın (5 saniye, sonra 10…30…60 vb.). Bunu her gün uygularsanız, çocuğunuz bir hafta içinde bir veya iki dakika (veya daha fazla) bekleyebilir. Sabır-esnetme, çocuğunuzun öz kontrolünü adım adım geliştirecektir.

Zamanlayıcılar, yürümeye başlayan çocukların sabırlı olmalarını sağlar.
Sakin bir dönemde, çocuğunuza zamanlayıcının nasıl çalıştığını gösterin: “Bak! Ve Bay Dinger ding! (çalmasını sağla) dediğinde, Anne hemen geri gelir!”

Daha sonra, 3 yaşındaki çocuğunuz bir şey için sizi sıkıştırmaya başladığında, “Elbette!” deyin ve neredeyse ona verecekken, aniden “Bekle, bekle! Bir saniye tatlım! Babasını görmeye gitmem gerek. Bay Dinger zili çalar çalmaz sana ____ verebilirim!” diye bağırın. (Çocuğunuza zamanlayıcı çalana kadar oynamasını veya bir kitaba bakmasını önerebilirsiniz, ancak ısrarcı olmayın.)

Başlangıçta zamanlayıcıyı 20 saniyeye ayarlayın. Çaldığında hemen geri dönün, çocuğunuza küçük bir övgüde bulunun (“Hey, iyi bekledin!”) ve sözünüzü hemen tutun. Bekleme süresini kademeli olarak bir veya iki dakikaya çıkarın. Ama arada sırada onu şu şekilde şaşırtın:

  1. Zamanlayıcıyı sadece 10 saniyeye ayarlayın (‘Vay canına, bu dakikalar gerçekten çok hızlı geçiyor’ diye düşünecektir).
  2. Çift ödül verin (“Hey, çok iyi bekledin… işte 2 kurabiye!”). ‘Vay canına, beklemek harika…’ diye düşünecektir. Bazen beklediğimden bile fazlasını alıyorum! Günün ilerleyen saatlerinde, yatma vakti geldiğinde oyuncak ayısına “harika bekleyiş”i hakkında dedikodu yapın, o gün ne kadar sabırlı davrandığını hatırlatın.

Sabırlı olabilmek için öncelikle duygularımızı ve dürtülerimizi kontrol etmeyi öğrenmeliyiz. Ani alınan kararlar, bazı istisnai durumlarda başarı getirebilir; ancak çoğu zaman yanlış kararlar vermemize neden olur. Sabır, hem bireysel hem de profesyonel yaşamda başarının ve huzurun temel taşlarından biridir.

Çocuklarımıza sabırlı olmayı öğretmek, onların gelecekte bu konuda daha bilinçli bireyler olmalarını sağlar. Sabırlı olmayı öğrenen çocuklar, karşılaştıkları zorluklarla daha iyi başa çıkar, daha sağlıklı kararlar alır ve bu da onları akranlarından hem daha başarılı hem de daha huzurlu bireyler haline getirir. Sabır, mutluluğun da anahtarlarından biridir; çünkü sabırlı insanlar, olaylara daha geniş bir perspektiften bakabilir ve hayatın getirdiği iniş çıkışları daha kolay kabullenebilir.

Yazımı, Viggo Mortensen’in sabır üzerine söylediği şu etkileyici sözle bitirmek istiyorum:
“Sabrın bir zeka biçimi olduğunu öğrendim. Her şeyin hemen çözülmesi gerekmiyor, her şeyin net bir cevabı olması gerekmiyor. Bazen yapabileceğiniz en iyi şey nefes almak, gözlemlemek ve olayların kendi akışına girmesine izin vermektir.”

Bu söz, bize hayatın karmaşasında bazen durup beklemenin, olayları olduğu gibi kabul etmenin ve sabrın gücünü anlamanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Çünkü bazen en büyük bilgelik, acele etmeden doğru anı beklemekte saklıdır.

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

(*) Psikolog Malik Kubilay ÇADIRCIOĞLU

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x