Bu satırları Leros’un huzur dolu atmosferinde yazıyorum. Her beş kişiden birinin Türk olduğu bu küçük ada, Türkler arasında neden bu kadar popüler? Bu sorunun cevabını kendi deneyimlerimle açıklayabilirim. Güvercinlik’te denize sıfır bir evim varken neden masraf yapıp Yunanistan’a geliyorum? Eminim, buraya gelen birçok Türk de benimle aynı sebeplerden dolayı bu tercihi yapıyordur.

Öncelikle, Yunanlılarla kültürel olarak birçok ortak noktamız var. Dil ve din gibi unsurlar yaşam biçimlerimizi şekillendiriyor. Ancak, bir ülkeyi genelleyerek analiz yapmak doğru olmaz. Yine de Yunanistan’ı Türkiye’den ayıran bazı temel farklar var.
En belirgin farklardan biri, Yunanlıların Avrupalı bir yaşam tarzını benimsemiş olmaları. Kurallara uyuyorlar, sistemin dışına çıkmayı ya da kuralları esnetmeyi düşünmüyorlar. “Ben kimim?” psikolojisine kapılmadan, herkesin eşit olduğu bir düzen içinde yaşıyorlar. Ayrıca, siyasetin günlük yaşamı doğrudan etkilemediği bir sistem kurmuşlar. Bu, bireylerin daha huzurlu ve özgür bir yaşam sürmesini sağlıyor.
Yunanistan’a gelirken vizeniz yoksa bile günübirlik vize alabiliyorsunuz ve bu süreç oldukça düzenli işliyor. Vizesi olanlar için işlemler daha da hızlı ilerliyor. Burada kural, kim olursanız olun, istisnasız uygulanıyor.
Gözlemlerimden Örnekler
Kaldığımız otelde şezlong sayısı 24 olduğu için misafir sayısı 90 ile sınırlı tutulmuş. Şezlonglar, üç saatlik rezervasyonlarla kullanılıyor ve süre dolduğunda kimse müdahale etmeden yerini boşaltıyor. Havlularınızı kendiniz alıyorsunuz, kullandıktan sonra belirtilen sepete bırakıyorsunuz. Bu düzen, herkesin hakkını koruyan bir sistemin işlediğini gösteriyor.

Sabah kahvaltısı açık büfe şeklinde sunuluyor. Ancak, kahvaltı sonunda tüm kirli tabak, bardak ve çatal-bıçaklarınızı kendiniz belirtilen yere bırakıyorsunuz. Her yerde çöp kutuları var ve yerde sigara izmariti, plastik şişe ya da çöp görmek neredeyse imkânsız. Bu, çevreye duyulan saygının bir göstergesi.
Deniz ise tertemiz. Bunun en büyük sebebi, denize zarar verecek hiçbir şeyin atılmaması. İnsanlar, doğaya karşı sorumluluklarının farkında.
Kuralların uygulanışıyla ilgili başka bir örnek: Check-in sırasında sıra beklerken bir şey sormak istedim. Ancak hemen sıramı beklemem gerektiği konusunda uyarıldım. Çalışanlara değer verildiğini ve özgür bırakıldıklarını gözlemliyorum. Bu durum, onların misafirlerle daha rahat bir diyalog kurmasını sağlıyor.
Restoranlar ve barlar rezervasyonsuz müşteri kabul etmiyor. Dün akşam gittiğimiz restoranda biraz sabırsız davrandım ve garsona sitem ettim. Ancak sadece yedi dakika bekletildiğim hatırlatıldı! Bu, sistemin ne kadar disiplinli işlediğini bir kez daha gösteriyor.
Neden Tercih Ediliyor?
Gözlemlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim:
Sistem kurma, kurallara koşulsuz uyulması, insanların birbirine statüsünden bağımsız eşit ve saygılı davranması, Yunanistan’ı Türkler için cazip kılan en önemli sebeplerden biri.

Bunun yanında, Türk lirasının değer kaybı ve Türkiye’deki işletmelerin fiyat politikaları da bu tercihi etkiliyor. Yunanistan’da iyi bir restoranda kişi başı ortalama 50 € öderken, Türkiye’de bu rakamın iki katını bulabiliyorsunuz. Ayrıca, içki ve kahve fiyatları Yunanistan’da Türkiye’nin yarısı kadar. Turistlere karşı fırsatçılık ya da çifte fiyat uygulaması gibi durumlarla da karşılaşmıyorsunuz.
Bir diğer dikkat çekici nokta, Avrupa’da sıkça gördüğümüz “birbirini inceleyen, sürekli gözlem yapan” insanlar burada yok denecek kadar az. Herkes kendiyle meşgul ve kendine odaklı bir yaşam sürüyor. Bu da insanlara daha rahat bir ortam sunuyor.
Leros ve Öne Çıkan Yerler
Kaldığım bölge, Leros’un Alinda bölgesi. Burada Türkler tarafından sıkça tercih edilen iki otel var: Alinda ve ALEA Mare. Pandeli bölgesindeki restoranlar ve Harris Bar, özellikle güneşi batırmak isteyenler için vazgeçilmez.

Bodrum’dan feribotla sadece iki saatte ulaşabiliyorsunuz ve günlük vize imkânı mevcut. Bana göre Leros, Kos’a kıyasla daha sakin ve huzurlu bir tercih.
Türkiye ve Yunanistan Karşılaştırması
Türkiye’nin Yunanistan’dan eksik bir yanı var mı? Aslında yok. Hatta otellerimiz çok daha yeni ve konforlu. Ancak, yukarıda saydığım nedenlerden dolayı Yunanistan’ı tercih edenlerin sayısı her yıl artıyor. Özellikle Türk lirasının değer kaybı ve Türkiye’deki işletmelerin yüksek fiyat politikaları bu durumu daha da hızlandırıyor.
Türkiye, ucuz otel cenneti olmaya devam ederken, en önemli gelir kaynaklarımızdan biri olan turizmi yakın komşumuza kaptırmanın üzüntüsünü yaşıyorum.
Sevgilerimle,
Taner Özdeş
Eline sağlık abi, gayet bilgilendirici bir yazı. Saygılar.