👁️ 250 Okunma
Bu sene 6. kere Boğaziçi Kıtalararası yüzme yarışına katıldım. Bundan 6 sene önce babamın ( Turgut Özdeş) Master Yüzme yarışlarındaki başarılarından feyz alarak, 40 sene sonra tekrar yüzme yarışlarına katılmaya karar verdim.
Bugün yarış sonrasında bir TV kanalı bana yarış hakkında ne düşündüğümü sordu. Yarış son birkaç senedir çok zorlaştı. Zaten sonuçlar da eski derecelere göre daha kötü. Bunun en önemli sebebi eskiden dümdüz bir boğazda arkamıza akıntıyı alarak yüzme imkânı varken, son yıllarda lodos ve kötü hava koşulları nedeniyle hem daha pis bir suda yüzüyoruz, hem de sürekli değişen akıntı ile suda yüzmek daha zor hale geldi. Yüksek dalgalar, yüzmeyi ve nefes almayı zorlaştırıyor
“Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz?”, diye ikinci bir soru geldi. “Ben her gün spor yapan biriyim. Yüzmeyi kış aylarında haftada bir düzenli yapıyorum. Mart ayında Gökben hocam ile teknik çalışarak başlıyoruz. Bu sene üç aya yakın teknik çalıştım. Swimmlabs havuzlarında yüzüş stilimi videoya çektirip incelettim. 50 sene sonra tekniğinizi değiştirmeniz oldukça güç, ama bu sene azim ettim ve ciddi yol katettim. Yarışlardan 2 ay önce pilates derslerimi yüzmeyi desteklemek amaçlı olarak programlıyorum. Yarış öncesinde Bodrum veya yunan adalarında denizde uzun mesafe yüzerek kendimi deniz atmosferine hazırlıyorum. Yarıştan altı –sekiz hafta önce performansa yönelik Gökben hoca ile çalışıyoruz, amaç nefesimi açma; nefesimi açmak için yüksek tempoda yüzüyoruz.
Yarışlara hazırlanmanın en zor kısmı iş ve sosyal yaşamdan yüzme çalışmalarına zaman ayırabilmektir. Sabah, öğlen hatta geç saatte akşam bile yüzme antrenman yapmak zorunda kalabilirsiniz.
TV kanalına vermiş olduğum söyleşiyi şu cümlelerle bitirdim. “ Her sene bir dernek için yüzüyorum ve bunu yapmam yüzmemi çok daha anlamlı hale getiriyor. Bu sene 65 + Yaşlı Hakları Derneği için yüzdüm. Neden 65 + için yüzdüm? Bu derneğin amacı beni heyecanlandırdı; herkesin sağlıklı, aktif ve hayatın içinde, yalnızlaşmadan, yoksullaşmadan, ayrımcılığa ve suiistimale uğramadan onur şekilde yaşlanma hakkı olduğunu savunuyor.”
Birazda yarış esnasında neler yaşadım, paylaşmak isterim. Sabah 5.40 da kalktım. Her zamanki rutinlerimi yaptıktan sonra esneme ve sonrasında sıkı bir kahvaltı. Saat 7.30 da yarış alanına varış. Fotoğraf çekimi, oğlum Emre ile 10 dakika esneme, sonra 65 + Yaşlı Hakları derneği yöneticileri Gülüstu Salur ve Ali Yet, bu bağış kampanyası organizasyonuna destek veren Elif Evin, diğer gönüllü yüzücüler Yasemin ve Burak ve duayen yüzücü 001 bonesi ile 82 yaşındaki Levent Aksüt ile fotoğraf çekimi gerçekleştirdik. Sonra yarışma alanına geçiş ve 9.10 ‘a kadar sıkıntılı bir bekleyiş. Her sene Hayri İnönü karşılaşıp sohbet ederiz. Bu sene yine rastlaştık.
Gemi hareket ettikten sonra stres artar. Gemide sohbet ederek stresinizi düşürmeye çalışırsınız, takviye içecek içip, tekrar esnersiniz. Gemi yanaşmadan kısa bir süre önce tuvalet kuyruğu paniği yaşarsınız. Saat 10.00 da gemi Kanlıca vapur iskelesine yanaşır. Gemide bekleyiş. Ortam çok sıcaktır. Bone ve gözlük kontrolü yaparsınız ve sonra manyetik halı olan iskeleden kendinizi suya atarsınız.
Yüzlerce insan aynı anda suya atladığı için sakatlanmamak için çok dikkatli atlarsınız. Gözlüğünüzü kontrol edersiniz ve yüzmeye başlarsınız. İçinizde bir endişe vardır. Akıntıyı bulmaya çalışırsınız, ama bugün hiç bulamadım. Sonra yüzmeye başlarsınız, ben en hızlı yüzde on içinde olduğum için kısa zamanda 2,000 kişiyi arkamda bırakarak boğazın sularında tek başıma yüzmeye başladım.
Etrafınızda kimse olmadan hızınızı kendiniz belirlersiniz. Önümde yüzen birisini görürsem, hemen o kişiyi geçmek için hızlanırım. Bu beni çok motive eder.
Su bugün çok dalgalı idi. O nedenle üç nefes yerine iki nefeste yüzmeyi tercih ettim. Yeni öğrenmiş olduğum suda kayma tekniğini ve rotasyonu ilk defa bu yarışta deneme şansım oldu. Akıntı sürekli değiştiği için akıntının çok faydasını göremedim. Dalgalar sebebiyle kafamı suda tutarak yüzdüm, o nedenle Asya yakasına çok yaklaştım, bu da yüzme mesafemi uzattı. Sadece bir kere gözlüğümdeki suyu boşaltmak için durmak zorunda kaldım.
En sonunda 1. Boğaz köprüsünün bacağını gördüm. GS adasını gözümle aradım ama göremedim. Tüm hızımla yüzmeye başladım. Akıntıyı bugün iyi okuyamadım. Bu da süremi uzattı. Kafamı kaldırdığımda 1. Köprüye çok yaklaşmıştım, etrafıma baktım, yarış bitiş çizgisini en az 500 metre geçmiştim. Geriye dönmem gerekiyordu. Hızımı artırdım. Ters akıntı olsa geri dönme şansım olmayacaktı. Birden bedenimde soğuk akıntıyı hissettim. Akıntıyı arkama aldım. Bu benim hızımı daha da artırdı. En sonunda bitiş iskelesine ulaştım. Merdivenlerden çıkarken önümdeki kişiyi bekledim, sonra sendeleyerek yürüyerek manyetik halıya üzerinden yürüdüm. O kadar hızdan sonra bacaklarınız sizi taşımıyor, biraz da başınız dönüyor.
Heyecanla sertifikamı almaya gittim. Derecem 1.07 idi; geçen seneye göre 3 dakika daha hızlı yüzmüştüm, kendi kategorimde dünya 15. olmuştum. Tüm yaş ve kategorilerde ise 2470 kişi arasında 291. olmuşum.
Bu sene yarışların 30. Senesi olması sebebiyle kontenjanı 500 kişi artırmışlardı. 1 km fazla yüzmeme rağmen derecemden memnun idim. Gökben hocama koşarak teknikleri eksiksiz uyguladığımın müjdesini verdim. Haklı olarak o da heyecanla ne yaptığımı merak ediyordu.
Her yarış sonunda müthiş bir rahatlama yaşarsınız. Bu kadar sorumluluk ve başarı isteği insanın üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Bu seneyi de başarı ile tamamlamış oldum. Bundan sonraki yarışım 30 Ağustos Çanakkale Boğazı yarışı, Çanakkale en zor yarışlardan biridir. Çalışmaya devam.
Hayatta başarılı olmak istiyorsanız, kendinize şunu sorun : “ Ne kadar bedel ödemeye, acı çekmeye hazırsınız !” Alacağınız haz, yaşadığınız acı kadar olacaktır.
Sevgilerimle.
Taner Özdeş