Kendi Kendimizi Sabote Etmemizin 6 Nedeni

0 0 votes
Puanınız

👁️ 258 Okunma

Bir amacınız var ve bunu başarmamak için keskin bir nişancı gibi kendi ayağımıza nokta atışları yapıyoruz.

Örneğin tam sigaradan kurtulduğumuza inandığımızda masadaki arkadaşımızın sigarasından bir fırt alıyoruz.

İlişkimizi düzenli hale getirmek dikkatli davranacağımıza kendimize söz verdiğimiz gün sanki inadınaymış gibi partnerimizin en rahatsız olduğu davranışı sergiliyoruz.

Annemizi daha çok aramaya karar verdiğimiz hafta bunu sudan sebeplerle sürekli erteliyoruz.

Terfi etmemize ramak kaldığını hisseder hissetmez en önemli emaillere cevap verirken savruk davranıyoruz.

Kendi kendimizi sabote etmenin milyonlarca yolu var ve uzmanı olarak söyleyeyim, çok yaratıcı olabiliyoruz. Ama en sık kullandığımız yöntemleri oyalanma, erteleme, alkol, reçetesiz haplar, stres azaltıcı yemekler ve tabi ki, durup dururken tartışma çıkarma.

Bu gayet masum görünen eylemlerin en büyük özellikleri sinsilikleridir. Küçük ve önemsiz gibi göründükleri halde bunları o kadar sık yaparız ki, yaşamımızı kansere çevirirler.

O an bizi rahatlatacak hep tek bir tartışmadır, tek bir pizza dilimidir, tek bir biradır, tek bir oyundur, tek bir sigaradır, tek bir haptır, tek bir twitter mesajıdır. Ama zamanla bunların yarattığı sonuçlar hayatımızdaki devasa bir çıkmazdır.

Peki neden kendi kendimizi sabote ederiz? Profesör Ellen Hendriksen’e göre bunun 6 önemli nedeni var.

1. Özdeğer: Aslında başarılı olmayı hak etmediğimizi düşünürüz. İronik ama kendilerini sabote edenlerin çoğu, içlerindeki yetersizlik hissinden kurtulabilmek için en yüksekleri arzulayanlar ve bunun için en çok çabalayanlardır. Ama eylemleri ödül, statüs ve güç gibi ödüllere sebep olacağında kendi ayaklarından vururlar. Neden?

Bilişsel uyumsuzluk denilen kavram bunu açıklayabilir. Temelde insanlar istikrar ister. Eylemlerimiz, inançlarımız ve değerlerimizle birliktedir. Ama öyle olmadıklarında, rahatsız hisseder ve bunları yeniden eşleştirmeye çabalarız. Bu yüzden, derinlerde kendimizi değersiz, yetersiz, tamamlanmamış, eksik hissederken bir süre üst üste başarılı eylemlerde bulunduğumuzda, bu uyumsuzluktan doğabilecek stresten kurtulmak için fişi çekeriz.

Başarısız olmak elbette kötü hissettirir, ama kendimizi yetersiz hissederken bir üst seviyeye çıkmanın yaratacağı stres kadar değil.

2. Başarısızlıktaki Kontrol Duygusu: Başarısızlıktaki kontrol hissi, gafil avlanma riskinden daha rahatlatıcıdır. Eğer başarısız olma ihtimalimiz çok yüksekse biz de bu başarısızlığı kendi kontrolümüzde yaşarız. Kendi kendimizi sabote etmek güzel bir his değildir, ama kontrolsüz bir şekilde debelenmekten iyidir. İçinde oturduğumuz evin patlayacağından eminsek, kasketimizi ve baltamızı alıp bunu kendimizin yapması, başımızın üstünde her an yıkılacak bir evde beklemekten iyidir.

3. Sahtekar Hissetmek (Impostor Sendromu): Seviyemiz yükseldikçe bizden beklentiler de yükselir. Ve eğer iyi bir eğitim ve tercübeye sahip olmamıza rağmen bulunduğumuz yeri hak etmediğimizi, şans eseri bu mevkide olduğumuzu, hiç de insanların düşündüğü kadar zeki, başarılı filan olmadığımızı ve bir gün bu sahtekarlığımızın ortaya çıkacağını hissediyorsak, bu adımı sabote etmekten daha mantıklı ne var?

Biz de hep aynı seviyede kalmaya çabalarız. Küçük küçük işler başarıp, bunu kimsenin farketmemesini umarız. Kendi küçük grubumuz bize yeter. Bazen daha büyük işlere bulaşsak da burada da işten çok, küçük görünmeyi önemseriz.

İçimizdeki bu sahtekarlık hissi bizi bir adım yukarıya taşıyacak olan eylemi başından öldürten bir histir. Bu adımı atacağımıza Twitter’a bakar, hayal kurar, hiç olmayacak planlar, fanteziler kurarız.

4. Aşinalık: Yine içimizdeki istikrarın sürmesine yönelik arzunun bir sonucudur. İhmal edilmeye, gözardı edilmeye, istismar edilmeye alışmışsak, kendimizi bu şekilde görmek tuhaf bir şekilde rahatlatıcı olabilir. Yani zaten hayatımız boyunca biz bunu çekmişiz ve bununla yaşamaya alışmışız, şimdi ne gerek var bunu değiştirmeye? Hem ne gelecek bilmiyoruz. Tanıdık şeytan, yabancıdan iyidir. Kötü ama aşina olduğumuz duygular, hiç hissetmediğimiz ama bilmediğimiz yabancı duygulardan iyidir.

5. Kullanışlı Günah Keçisi: İşler kötü gittiğinde o son sabotaj eylemini suçlamak,

kendimizi bir bütün olarak suçlamaktan daha kolaydır. Tabi ki terfi almadım çünkü o emaili doğru zamanda yanıtlamamıştım, tabi ki terk edildim, çünkü yine o konuda tartıştım, tabi ki partiye davet edilmedim çünkü insanları aramam gereken zamanlarda aramadım. 

Bu cevaplar, bir şekilde doğru olsalar bile, çok yüzeysel cevaplardır ve aslında içten içe inandığımız başka nedenleri gizlemeye yararlar: Terfi almak için yetersizim, sevilecek birisi değilim ve sosyal ortamlarda rezil olacak kadar vasıfsız birisiyim.

6. Can Sıkıntısı: Bazen de sadece heyecan için kendi kendimizi sabote ederiz. Hayatımız berbat bir tiyatro olunca sahnelenecek oyunlar konusunda biraz kontrol hissi yaşamak isteyebiliriz. İşler sıkıcı bir hal aldığında sabotaj, kararsızlık ve kaos hissini yeniden yaratır ve zavallı hayatımızda kendi minik oyunumuzu sahnelemek konusunda bize yeni fırsatlar verir.

Sonuç olarak, kendi kendimize sabotaj her ne kadar dallara ayrılsa da köklerindeki duygu çoğunlukla tektir: Kaybetme korkumuz.

Yazılanlara bakıldığında sanki “başarılı olma korkusu” gibi gelebiliyor. Ama altında yatan nedenler, yani bu başarılı adımda bizden sahip olduğumuzdan daha fazlasının beklenilecek olması, daha fazla her şeyin odağında olacağımız ve aslında yeterli olmadığımızın herkes tarafından fark edilecek olması, kontrolümüz dışında başka bir şeye dönüşme korkusu, hepsi aynı kaybetme korkumuzun bir tezahürü gibi.

Emre Özarslan

Kaynak : https://www.linkedin.com/pulse/kendi-kendimizi-sabote-etmemizin-6-nedeni-emre-%C3%B6zarslan/

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x