👁️ 267 Okunma
Her şey sonuçta SİZE bağlı!
Başarı her insan için bilinçaltında ulaşılması gereken bir hedef olarak tanımlanır. Gerçekten de öyle mi? 57 yaşına geldiğinizde öyle olmadığını anlarsınız. Yaşınız ilerledikçe egosal zihnin başarı diye tanımladığı kavramlar; ün, kariyer, statü ve para önem yitirirken, “anlam” arayışı öne çıkar.
80 yaşında sağlığın ne kadar önemli olduğunu anladığımızda geçmişteki hatalarımızı düşünürüz. Ama artık çok geçtir.
Zaman kavramı ise bence bütün kavramlardan daha da önemlidir. Zamanı geriye alamazsınız. İnsan egosu öleceğini bilmediğinden yaşamı sorumsuzca yaşar; yani hiç ölmeyecekmiş gibi. Zaman kavramı, başarı, güç, para ve sağlığın bile önüne geçer.
Yeteneğin zaman ve sağlık gibi sonsuza kadar bizi diğerlerinden daha başarılı kılacağını düşünürüz ve sorumsuzca yeteneklerimize güvenerek çalışmayız. Bu alışkanlığımız okul çağlarında başlar. Nedeni çok basittir. Amaç, öğrenmek değil başarmaktır. Sınıfı geçmeyi hedef alan her öğrenci öğrenmeden okuldan mezun olur. İş hayatında da bu alışkanlığımız devam eder. Amaç işimizde bizi ileri götürecek şeyleri öğrenmek değil, insanlarla iyi ilişkiler kurarak kariyer basamaklarını çıkmaktır. En tepeye çıktığımızda bunun bedelini öderiz.
Brian Tracy,“Milyon Dolarlık Alışkanlıklar” kitabında kendisine şu soruyu sormuş; “Neden bazı insanlar diğerlerinden daha başarılı?” Bu sorunun cevabını bulmak, Tracy’in hayatının amacı haline gelmiş.
Sonunda cevabı bulduğunu söyleyen Tracy şöyle yazmış;
“Hangi noktada bulunduğunuzun ve nasıl biri olduğunuzun sebebi sizsiniz. Bugün kim olduğunuz ya da gelecekte kim olacağınız size bağlı olarak gerçekleşen bir durum. Sizin bugünkü hayatınız, şu ana kadar yaptığınız seçimlerin, aldığınız kararların ve eylemlerinizin bir sonucu. Siz kendi geleceğinizi davranışlarınızı değiştirerek yaratıyorsunuz. Olmak istediğiniz kişiyle ve hayatınızda başarmak istediğiniz şeylerle daha tutarlı olan yeni seçimler yapabilir ve kararlar alabilirsiniz.”
Yani, her şey size bağlı! Ve ne olabileceğiniz ne yapabileceğiniz ve neye sahip olabileceğiniz konusundaki tek gerçek sınırda, sizin kendi hayal gücünüze yerleştirdiğiniz sınır.
Netflix’de, “ Playbook” adlı bir belgeselde dünyanın en ünlü spor koçlarının hikayelerini seyrediyorum. Serena Williams’ın koçu Patrick Mouratoglu şöyle diyor: “Dünyadaki en hırslı oyuncunun bile, içine şüphe oturduğu an düşünce şekli değişir. Bir şampiyon gibi düşünemezse, şampiyon gibi oynayamaz ve bir şampiyon gibi kazanamaz. Zihnin, doğru çalışması çok önemlidir.”
Kısaca zihnimizin sınırları kaderimizi belirliyor.
Bir insanın başarısını da o insanın alışkanlıkları belirliyor. Tüm alışkanlıklar tekrar ve pratik yapma yoluyla öğrenilir. İrade gücünüzü ve öz-disiplini kullanarak kişiliğinize ve karakterinize arzu ettiğiniz her formu verebilirsiniz. Siz kendi hayatınızın senaryosunu yazabilirsiniz. İyi alışkanlıklar gibi kötü alışkanlıklar da öğrenilir; onlardan vazgeçebilir ve aynı tekrar ve pratik yapma yöntemini kullanarak bunların yerine iyi alışkanlıkları koyabilirsiniz.
Eğitimci Horace Mann şöyle demiş,“Alışkanlıklar bir kablo gibidir; biz her gün o kabloyu sarıp biraz daha kalınlaştırırız ve sonunda kablo o kadar güçlü bir hale gelir ki, onu koparamayız.”
Milyon Dolarlık alışkanlıklar kitabından bu konuda harika iki hikâyeyi sözlerimin daha iyi anlaşılması için paylaşmak isterim:
“ABD ilk başkanı ve Amerika Bağımsızlık Savaşı sırasındaki Başkomutan olan George Washington’dan ülkenin babası olarak bahsedilir. Washington’a her zaman sahip olduğu karakterin kalitesi, tutumundaki nezaket ve davranışlarının doğruluğu için büyük bir hayranlık duyulmuştur. Orta bir sınıf bir aileden gelen Washington, başarılı biri olmayı ve refah düzeyini artırmayı amaçlayan gençlik yıllarında, Topluluk İçinde ve İletişimde Nezaket ve Uygun davranış kuralları isimli bir kitaba rastladı. Kitapta yazan 110 kuralı kişisel not defterine kopyalayarak bu defteri hep yanında taşıdı ve hayatı boyunca sürekli olarak bu kuralları yeniden gözden geçirip durdu. Kendisinden insanların önce kalbini kazanan kişi olarak düşünülmesine yol açan davranış ve terbiye alışkanlıklarını geliştirdi.”
“Bir matbaada çırak olarak çalışan ve daha sonra da Amerikan Kolonileri döneminde kendi çabalarıyla milyoner olan ilk kişi haline gelen Benjamin Franklinde tutumları ve davranışları nedeniyle dostlarının ve iş arkadaşlarının kendisine karşı düşmanca duygular beslemeye başladığının farkına vardı. Franklin, kişiliğini geliştirerek ve düzenleyerek değişmeye karar verdi. Kişisel gelişim sürecine ideal, örnek bir insanda olacağını düşündüğü 13 erdemin listesini yaparak başladı. Sonra, her hafta bir erdemi geliştirmeye odaklandı. Günlük işlerini hallederken, o haftaki erdem ister ılımlı olmak veya sakin kalmak olsun, bu erdemin devreye girmesini gerektiren her durumda onu uygulamayı kendine hatırlattı. Zaman içinde, bu erdemleri geliştirdikçe ve bu alışkanlıklar karakterinin bir parçası haline geldikçe, bir erdemi iki hafta, sonra üç hafta, sonra da bir ay boyunca pratik etmeye başladı. Franklin, zamanla dönemin en popüler kişiliklerinden ve devlet adamlarından biri haline dönüştü. Kendisi üzerinde çalışıp karakterinde kişisel mükemmeliyet alışkanlıklarını geliştirerek, kendisini tarihin gidişatını şekillendirme becerisine sahip bir insan haline getirdi.”
O nedenle bir insanın yüksek amacı, tüm potansiyeline ulaşmasını sağlayacak, o kişiyi sağlığa, mutluluğa ve gerçek anlamda refaha ulaştıracak olan alışkanlıkları geliştirmek olmalıdır.
Benim için başarı, bir kişinin güçlü yönlerinin farkına vararak ve bunları kullanarak, bunları daha da geliştirmek ve gerçek potansiyeline ulaşmak için var gücüyle çalışması, bunun yanında doğru alışkanlıklar kazanarak sadece kendisine değil çevresindeki insanlara da ilham ve ışık veren saygı duyulan bir kişi olmasıdır.
Başarı psikolojisi konusunda yapılan en önemli araştırmalarda, bir insanın düşündüğü, hissettiği, yaptığı ve elde ettiği her şeyin yüzde 95’inin alışkanlıklarının sonucu olduğudur.
Başarılı insanları diğer insanlardan ayıran en temel özellik başarı alışkanlıklarına sahip olmalarıdır. Psikolog Abraham Maslow şöyle demiş, “İnsanlığın hikayesi, insanların kendilerine hak ettikleri değeri vermemesinin hikayesidir. Ortalama bir insan, gerçekten başarma kapasitesinde olduklarının çok daha az bir bölümüne razı gelir.”
Siz bu dünyaya inanılmaz bir beyinle; mutluluk, başarı ve kazanç için sınırsız potansiyelle geliyorsunuz. Sizin zihniniz de sizin şu andaki sınırlarınızı belirliyor. Bu sınırların dışında çıkmak için tek bir şeye ihtiyacınız var; yeni alışkanlıklar kazanmak.
“Her şey sonuçta size bağlı.”
Unutmayın, önce biz alışkanlıklarımızı yaratırız, sonra da alışkanlıklarımız bizi yaratır.
Seçtiğiniz herhangi bir alanda büyük bir başarıya ulaşmak, basitçe olağanüstü sonuçları elde etmek etmekle tutarlılık gösteren alışkanlıkları geliştirmekle ilgili bir meseledir.
Ve, tüm alışkanlıklar da öğrenebilirdir.
Sevgilerimle
Taner Özdeş