Bir Oradan Bir Buradan Yaşam Üzerine Hikâyeler (2. Bölüm)

0 0 votes
Puanınız

Evde kapının önündeki spor ayakkabılara bakıyorum. Hepsi aynı model, aynı marka. Sokağa çıkıyorum, çoğunluğun ayağında yine aynı model ve marka. Metroya doğru yürürken, yürüyen merdivende dikkatle insanların ayaklarına bakıyorum. Yine aynı. Bu bir şaka olmalı diye düşünüyorum. New Balance ve popüler modeli…

Eşime soruyorum: “Neden herkes aynı ayakkabıyı giyiyor?”
Cevabı net: “En son modeli ve beğeniyorum!”

Bu durum bana iPhone’u hatırlatıyor. En son kendime iPhone 17 aldım. Ama sürekli yeni modeller çıkıyor ve talep hiç azalmıyor. Zorlu’daki Apple mağazasına defalarca gittim. Tüm personelin tavrı aynı: mesafeli, profesyonel ve biraz da robotik. Sanki karşımda insan değil, birer makine var. Bana satış konusunda sık sık sırlar soruluyor. Hep aynı cevabı veriyorum:
“İşinizi çok iyi bilin. Müşteriye dünyanın en önemli insanıymış gibi davranın. Satışı düşünmeyin, doğal ve sakin olun. Ve en önemlisi, anlatmayın, satmaya çalışmayın.”
Apple çalışanları bu konuda biraz fazla profesyonel ve mesafeli olabiliyor.

Her gün yeni bir ürün, yeni bir trend karşımıza çıkıyor. Peki, bunların hangisine yetişeceğiz? Satış ve pazarlama dünyasında savaşı kim kazanıyor? Tabii ki pazarlama! Çünkü pazarlama algıyı yönetir. En iyi ürün değil, en çok pazarlanan ürün satar.

Biraz da torunum Lâl’den bahsetmek istiyorum. Henüz 3 yaşına yeni bastı ama İngilizce’yi akıcı bir şekilde konuşuyor. Hatta kullandığı bazı kelimeleri ben bile bilmiyorum. “İngilizce’yi nereden öğrendi?” diye soranlara Netflix ve YouTube demeye çekiniyorum. Ama gerçek bu. Lâl, zamanının çoğunu annesi ve babasının pilates stüdyosunda geçiriyor. Bazen annesinin videolarına eşlik ediyor. Hayal dünyası oldukça geniş. Eşim ve ben, fırsat buldukça onun istediği oyuncakları alıyoruz. Oyuncaklarını bilinçli bir şekilde seçiyor ve saatlerce tek başına oynayabiliyor. Bulunduğu ortamlarda önce gözlem yapmayı tercih ediyor.

Bunları neden yazıyorum? Çünkü yeni nesil çocuklar internet, sosyal medya ve Netflix gibi platformlardan bizim okullarda öğrendiğimizden çok daha fazlasını öğreniyor. Çabuk öğreniyorlar, farklı düşünüyor ve davranıyorlar.

Dünyanın bugünkü durumu beni de ürkütüyor. Teknoloji, yapay zekâ ve robotlarla her şey daha hızlı, daha verimli hale geliyor. İnsan gücüne ihtiyaç azalıyor. Meslekler değişiyor. Ancak insanoğlu değişime o kadar açık değil. Bugün en önemli yetenek, değişime uyum sağlamak.

Gayrimenkul sektöründen tanıdığım Ulvi Kocailik, bu konularda derin çalışmalar yapıyor. Ona göre, içinde bulunduğumuz durum bilinçli bir şekilde üst bir akıl tarafından yönetiliyor. Hedef, dünyada her şeyin merkezi hale gelmesi. Otoriter liderlerin sayısının artacağı, göçlerle milliyetçiliğin ortadan kalkacağı, orta sınıfın birçok ülkede yok olacağı bir gelecek öngörülüyor. Eğitim değersizleşiyor; dünyanın en iyi okullarından mezun olmak bile iyi bir işi garanti etmiyor. Savaşlar artık dronlar ve füzelerle yapılıyor. Askerlik, milliyet ayrımı yapılmadan paralı bir meslek haline geliyor. İnternet üzerinden her türlü yasa dışı ürün ve hizmete ulaşılabiliyor. Ülkemizde artan uyuşturucu bağımlılığı da bu büyük resmin bir parçası.

Bu yüzden her anne ve babanın çocukları konusunda büyük bir sorumluluğu var. Çocukları doğru yetiştirmek, onlara doğru değerleri kazandırmak, eskisinden çok daha önemli hale geldi.

Geçen gün satış eğitimi konusunda biri beni aradı. “Beni nereden duydunuz?” diye sordum.
“Gemini!” dedi.
“Nasıl yani?”
“Yapay zekâya sorduk. Satış eğitimini kimden alalım diye. Sizin isminiz çıktı. Sonrasında biraz araştırdık ve sizinle çalışmaya karar verdik.”

Eskiden arama motorları en önemli pazarlama aracıydı. Şimdi ise yapay zekâ! Bu yüzden görünür olmak ve içerik üretmek her zamankinden daha değerli.

Umut Bal’dan da bahsetmek istiyorum. Kendisi bir avukat. Benim Açıksınıf eğitimlerimin hepsine katıldı. Daha sonra birebir koçluk aldı. Meraklı ve istekli bir profil. Yaptığımız çalışmalar sonucunda elde ettiği gelişimle gerçekten gurur duyuyorum. Bu süreçte kendini çok zorladı ama asla pes etmedi. Sınırlı bütçesine rağmen kendine yatırım yapmaktan vazgeçmedi.

Koçluk konusunda şunu belirtmek istiyorum: Herkes koçluk alamaz. Çünkü herkes öğrenmeye, değişmeye ya da kendi üzerinde çalışmaya açık değildir. Hangi meslekten ya da sektörden olursanız olun, koçluk almak sizi hedeflerinize ve olmak istediğiniz kişiye çok daha hızlı ulaştırır. Koçluk almazsanız ne olur? İki şey başınıza gelebilir: Ya olduğunuzdan daha iyi bir versiyona dönüşemezsiniz ya da olabileceğinizden daha düşük bir seviyede bir yaşam ve kariyere sahip olursunuz.

Koçluk gibi, mentörlük de çok değerli. Koçluk, bireyin doğru sorularla kendi potansiyelini keşfetmesine ve kısa vadeli hedeflerine ulaşmasına odaklanan bir süreçtir. Mentörlük ise aynı sektörde veya alanda deneyimli bir uzmanın, tecrübelerini, bilgi birikimini ve tavsiyelerini paylaşarak kariyer ve kişisel gelişimine rehberlik ettiği daha uzun soluklu bir ilişkidir. Tüm patron ve üst düzey yöneticilere öneriyorum.

Trump’ın ülkemize gelişi büyük bir coşku yarattı. Dünya basınının odağı, iki liderin el sıkışmasıydı. Beden dilleri, oturuşları, dokunuşları… Tüm bunlar, iki lider arasındaki ilişki ve samimiyetin ölçüsü olarak değerlendirildi. Beden dili, günümüzde iletişimde öğrenilmesi gerekenlerin başında geliyor.

Son olarak Deniz Göktaş’a değinmek istiyorum. Onu sosyal medyanın gücüyle keşfettim. Tarzı, üslubu ve konuşma içeriği oldukça özgün. Dış görünümü de dikkat çekici. ODTÜ mezunu bu genç, akıllı mizahıyla her konuda mesajlar veriyor. Siyaset ve din gibi konularda ülkemizin sınırları net. Daha gidecek çok yol var. Deniz’in bu kadar kısa sürede tanınır hale gelmesi, sosyal medyanın gücünü bir kez daha gösterdi.

Dünyada her şey, iyi ya da kötü, çok hızlı yayılıyor. O yüzden hepimizin en önemli sorumluluğu, iyiliği, güzelliği ve doğruyu yaymak. Bu değerlerin çoğalmasına katkıda bulunmak, hepimizin misyonu olmalı.

Yazımın üçüncü ve son bölümü yakında…

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x