Bir Oradan Bir Buradan (Bölüm-3)

0 0 votes
Puanınız

Yazı dizimin sonuna geldim. Bana bıraksanız, bu konuları 100 bölümde anlatırım. Ancak amacım bu değil. Okuyucularımı düşündürmek, şaşırtmak ve belki de harekete geçirmek istiyorum.

Son yaşadıklarımdan başlayayım. Yaz aylarını çoğunlukla Bodrum Güvercinlik’te, sahilde geçiriyorum. İçimde iki farklı Taner var: Biri hiperaktif, sürekli hareket halinde olmak isteyen; diğeri ise sakin, huzurlu, düşünen, gözlemleyen ve kendisiyle baş başa kalmayı seven bir Taner. Bodrum’da ikinci Taner devreye giriyor. Çocukluğumuzda yaşadığımız ama zamanla kaybettiğimiz değerleri yeniden yaşama fırsatı buluyorum. Çocuklarımla, komşularımla ve ailemle daha fazla vakit geçiriyorum.

Günde üç kez Güvercinlik koyunda yüzüyorum. Beyaz yüzücü bone ve gözlüğümle (komşular buna “maske” diyor!) en az bir saat suda kalıyorum. Bu benim için bir tür meditasyon. Ayrıca kitap okumaya, düşünmeye ve kendime zaman ayırmaya da fırsat buluyorum. Bol bol balık yiyoruz. Favori mekânımız “Doy Doy”. Bulunduğumuz yerde “Mor Salkım Bağları” adında bir yer var; şarap ve peynir sevenler ile caz dinlemekten hoşlananlar için adeta bir huzur yuvası. Bunun dışında Caressa’da düzenlenen konserlere gidiyoruz. Bu hafta Murat Karahan’ı dinleme şansımız olacak.

Sevgili Seliz Bozkurt’un davetiyle Bodrum Golf Club’daki “Sculpture Journey” etkinliğine katıldım. İki değerli sanatçı, Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın eserlerinin sergilendiği bu etkinlikte, sanatçılarla sohbet etme fırsatı buldum. Son zamanlarda sanat, heykel ve resim ilgimi daha çok çekmeye başladı. Sanırım yaşlanıyorum 😊. Sanatçılarla sohbet ederken dünyayı farklı bir gözle algılıyorsunuz. Günlük hayatın koşuşturmasından sıyrılıp, duygularınızı ve sezgilerinizi yeniden keşfediyorsunuz. Sanat eserlerine bakarken “Bundan ne anlamalıyım?” diye kendime sorduğum çok oldu. Ancak sanatçılarla yaptığım sohbetlerden öğrendim ki, sanattan net bir anlam çıkarmak gerekmiyor. Bu farkındalıkla artık sergileri daha huzurlu bir şekilde geziyorum 😊.

Mardin’e değinmeden olmaz. Bu yıl sevgili Cansu Akbel’in önerisiyle, ülkemizin büyülü kenti Mardin’de düzenlenen Mardin Bienali’ne katıldık. Mardin Sinema Derneği’nin ev sahipliğinde, direktörlüğünü Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın üstlendiği bu etkinlikte, Arura Oteli’nde konakladık. Otelin sahibi, aynı zamanda koleksiyoner, sanat yöneticisi ve tasarımcı olan Hakan Irmak. Arura, şehrin en güzel lokasyonunda yer alıyor ve özel tasarlanmış odaları ile koridorlarındaki sanat eserleri sayesinde adeta bir sergi atmosferi sunuyor.

https://arura.com.tr/default.aspx

Mardin, çok özel bir enerjiye sahip. Çoklu medeniyetlerin izlerini taşıyan, mutlu ve misafirperver insanlarıyla kültürünü korumayı başarmış nadir şehirlerden biri. Ancak Yeni Mardin, tam anlamıyla bu güzelliklerin zıddı. Bir şehir bu kadar mı çirkin inşa edilir, diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Çevremdeki arkadaşlarla sohbet ederken, çoğunun çocuklarının geleceğiyle ilgili endişelerini paylaştığını görüyorum. Aileler neden çocuklarını dünyanın en pahalı üniversitelerine gönderiyor? Çünkü artık eğitim, dolgun maaşlı bir işin garantisi değil. Yapay zekâ, özellikle üniversite mezunlarının ve deneyimsiz çalışanların işlerini kolaylıkla yapabiliyor. Peki, bir üniversite mezunu nasıl deneyim kazanacak?

Bir diğer önemli sorun, gençlerin maddi şeylere yatırım yapmak yerine deneyim odaklı yaşamaları. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle aileleriyle yaşamak zorunda kalan gençlerin sayısı artıyor. İlişkiler ise ayrı bir mesele. Zamanın olmaması nedeniyle flörtlerin yarısı sosyal medyada başlıyor. Bu, gençler için normal bir durumken, bizim jenerasyonumuz için hâlâ alışılması zor bir trend. Günü yaşamak, sık sık partner değiştirmek artık moda!

Günümüzde başka bir trend daha var: “Kolay yoldan para kazanmak!” Bahis, kripto, değerli metaller ve borsa gibi yollarla oturduğunuz yerden zengin olma hayali. Ancak bu durum, kumar bağımlılığı gibi ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Serdar Ortaç, Mehmet Ali Erbil ve Haluk Levent gibi isimler bu konuda iyi örnekler oluşturmuyor.

Bodrum’da gözlemlediğim bir diğer şey ise aşırı zenginlerin yaşam biçimi. Loft, Mandarin, Caressa ve Regnum gibi yerlerde konaklayan ya da astronomik kiralar ödeyen bu insanlar, gösterişin ve gücün peşinde. Kitap okunmayan, sanat ve felsefenin tercih edilmediği toplumlarda, zenginleşen kitlelerin ilk önceliği gösteriş oluyor.

Sevgili oğlum Cem, Siedres’te çalışıyor. Geçen yıl Bodrum Loft’ta açtıkları mağazalarına Neylan ve beni götürdü. Siedres, kurucuları Ceylin Türkkan ve Emir Bilge’nin hayalindeki ütopik Akdeniz kasabasının ismi. Koleksiyonlarını çok beğeniyorum. Günümüzün giyim tarzını yansıtan, rahat, trendy ve şık tasarımlar var. Mağazayı çok beğendim, özellikle de mağaza görevlisi Merve’yi. Enerjisi, beden dili ve yaklaşımıyla “İşte bu!” dedim.

Bu yıl Bodrum’da artan trafik ve yüksek fiyatlar nedeniyle tatil yerleri boş. Oteller, plajlar ve restoranlar hafta sonları hariç neredeyse boş. Yunan adaları, Bodrum’un bu durumunda önemli bir etken. Ayrıca ulaşımın pahalı olması ve toplu taşımanın yetersizliği de büyük bir sorun.

Son zamanlarda, zaman yönetimi ve odaklanma konusunda sorun yaşayan kişiler bana daha sık başvuruyor. Bu sorunların temelinde genellikle plansızlık ve hedefsizlik yatıyor. Nerede olursanız olun, eğer bir plan yapmazsanız, günü kaybetme riskiniz çok yüksek. Ancak bu, 24 saati tamamen doldurmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Asıl mesele, o gün yapmanız gereken işlere öncelik vermek ve bu işler için belirli bir zaman dilimini ayırmak.

Günümüzün en büyük dikkat dağıtıcıları arasında ekran kaydırmak, bilinçsizce YouTube videoları izlemek ve sohbetlerde sınır koyamamak gibi alışkanlıklar yer alıyor. Bu alışkanlıkları değiştirmek, odaklanma ve verimlilik açısından büyük bir fark yaratabilir. Küçük ama etkili adımlarla, zamanınızı daha verimli kullanmayı öğrenebilirsiniz.

Biraz da gündem…

Haluk Levent’in şokunu hazmetmeden, birçok ünlünün tutuklanması devam ediyor. Oğuzhan Uğur’un tutuklanmasıyla toplumda artan yozlaşma, ahlaksızlık ve para aklama hikâyeleri, hepimizin içinde korku ve umutsuzluk yaratıyor.

Üç bölümlük yazı dizimin sonuna geldim. Yazılarımla umarım sizi düşündürdüm, ilham verdim ve yeni fikirler yarattım. Beni takip etmek isterseniz, @tanerozdesakademi YouTube kanalımı ve @tanerozdes Instagram adresimi ziyaret edebilirsiniz.

“Yaşamımız düşüncelerimizin ürünüdür.” – Marcus Aurelius
“Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.” – Gandhi

Ben de kendi versiyonumu yazdım:
“Yaşam, içimizde ne varsa onun yansımasıdır. Düşüncelerimizle şekillenir, inançlarımızla büyür. Değişim bizim elimizde. Şikâyeti bırakıp sorumluluk alalım; iyiliği çoğaltarak dünyayı güzelleştirelim.”

Hoşça kalın!

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x