Ahlak Gerçekten Geri mi Gidiyor?

0 0 votes
Puanınız

Ahlak gerçekten geri mi gidiyor?

Son zamanlarda kafama takılan bir soru var:
Her şey bu kadar hızla ilerlerken, ahlakın neden geriye gittiğini hissediyoruz?

Teknoloji ilerliyor. Yapay zekâ gelişiyor. Bilgiye saniyeler içinde ulaşıyoruz. Ama aynı hızda öfke büyüyor, linç kültürü yayılıyor, empati azalıyor gibi. Sosyal medyada bir olay oluyor; beş dakika içinde herkes hâkim, savcı, cellat kesiliyor. Kimse “Dur, bir düşünelim” demiyor.

Belki de sorun teknolojide değil. Belki sorun, insanın eline hiç olmadığı kadar güç geçmiş olması.

Çünkü bilgi artık gizli kalmıyor. Bu çok güzel bir şey. Ama aynı zamanda çok tehlikeli. İyilik de hızla yayılıyor, kötülük de.

Peki mesele ne? İnsan gerçekten kötü mü?

İnsan Doğuştan Nasıl?

Bu soru yüzyıllardır tartışılıyor.

Kimileri diyor ki insan doğası gereği iyidir; onu bozan toplumdur.
Kimileri diyor ki insan bencildir; kurallar olmazsa ortalık kaosa döner.
Kimileri de “İnsan boş bir levhadır, nasıl yetişirse öyle olur” görüşünde.

Modern bilim ise daha dengeli bir şey söylüyor:
İnsan hem iyiliğe hem kötülüğe eğilimli doğuyor.

Yani mesele şu: İçimizde iki potansiyel var. Hangisini beslersek o büyüyor.

İnsan değişir mi?

Evet, değişir.

İyi bir insan güçle bozulabilir.
Kötü bir insan vicdanla dönüşebilir.

Ama şunu kabul etmek lazım: Yaş ilerledikçe karakter daha zor değişiyor. Özellikle yirmili yaşların ortasından sonra temel değerler büyük ölçüde yerleşiyor. Yine de büyük sarsıntılar, travmalar, derin yüzleşmeler insanı dönüştürebiliyor.

Yani umut var. Ama kolay değil.

Tramvay Problemi: Siz Olsanız Ne Yapardınız?

Diyelim ki kontrolden çıkmış bir tramvay beş kişiye doğru gidiyor. Bir kolu çekerseniz tramvay başka raya geçecek ama orada da bir kişi var. Beşi mi ölsün, biri mi?

Çoğu insan “Bir kişi feda edilsin, beş kişi kurtulsun” diyor.

Ama senaryo değişiyor. Bu kez bir köprüde duruyorsunuz. Yanınızdaki kilolu bir adamı raylara iterseniz tramvay duracak ve beş kişi kurtulacak. İter misiniz?

İlginçtir, ilk durumda kolu çekenlerin büyük kısmı ikinci durumda adamı itmem diyor.

Matematik aynı. Sonuç aynı. Ama içimizde bir şey “Bu başka” diyor.

İşte ahlak tam da burada başlıyor.

Bugün bu soru artık sadece bir felsefe oyunu değil. Sürücüsüz araçlar, yapay zekâ kararları, algoritmalar… Hepsi bir şekilde bu soruyla karşı karşıya.

Bir yazılımcı olsaydınız, arabanın kararını neye göre programlardınız?

Herkesi memnun eden bir ahlak mümkün mü?

Açık konuşalım: Hayır.

Çünkü ahlak;
kültürden etkilenir,
dinden etkilenir,
ekonomiden etkilenir,
tarihten etkilenir.

Bazı toplumlarda birey önceliklidir, bazılarında topluluk.
Bazılarında ifade özgürlüğü en üst değerdir, bazılarında toplumsal uyum.

Bu yüzden herkesin her konuda aynı düşünmesini beklemek gerçekçi değil.

Ama tamamen ortak zemin yok mu?

Var.

Haksız yere öldürmemek.
Çocuklara zarar vermemek.
Hırsızlığın yanlış olması.
“Bana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” ilkesi.

Bu temel zemin, insanın sosyal bir varlık olmasından kaynaklanıyor. İşbirliği olmadan toplum ayakta kalamaz.

Asıl Sorun Ne?

Bence sorun ahlakın tamamen kaybolması değil.

Sorun güç.

Güç eşitsizliği.
Ekonomik çıkarlar.
Kimlik savaşları.
Güvensizlik.

İnsanlar çoğu zaman “kötü” oldukları için değil, korktukları için sertleşiyor.
Ya da güç bulduklarında sınırlarını kaybediyorlar.

Belki de insanlık kötüleşmiyor.
Sadece etkisi büyüyor.

Teknoloji ahlakı zayıflatıyor mu?

Teknoloji tek başına suçlu değil.

Ama hız, yüzeysellik yaratıyor.
Empati mesafeyle azalıyor.
Ekranın arkasında insan, karşısındakini insan gibi hissetmeyebiliyor.

Bir tweet görüyoruz. Beş saniyede karar veriyoruz.
Oysa ahlak hızla değil, düşünerek oluşur.

Ahlak biraz yavaşlamayı gerektirir.

Son Soru

Belki de asıl soru şu değil:
“İnsan iyi mi, kötü mü?”

Asıl soru şu olabilir:
Güç, korku ve çıkar karşısında kim kalabiliyor?

Ve daha kişisel bir soru:

Günlük hayatınızda ahlaki pusulanızı nasıl koruyorsunuz?
Hız çağında yavaş kalabiliyor musunuz?
Haklı olmaktan çok adil olmayı seçebiliyor musunuz?

Belki de büyük sistemlerden önce, küçük tercihlerle başlamak gerekiyor.

Çünkü ahlak, önce insanın kendi içinde başlıyor.

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

1
0
Would love your thoughts, please comment.x