Uzun Yaşamın Sırrı!

0 0 votes
Puanınız

Uzun ömürlülerin uluslararası yıldızı şüphesiz Japonya’dır, dünyadaki en yüksek yaşam ömrüne sahip insanlar burada yaşar, hatta 110 yaşına kadar yaşayanlar bile bulunmaktadır. Bunun sırrı araştırıldığında başta kültür olmak üzere birçok şeye dayandığı ortaya çıkıyor. Uzun yaşamalarının en önemli sırlarından biri de Japonların beden ve zihni sürekli faal kalma çabalarına inanmalarıdır.

Dünyanın en zengin insanları araştırıldığında, yine uzun yaşayan insanlar gibi, zengin olmaları konusunda birçok neden ortaya çıkarılmıştır. Ancak sadece tek bir konuda bu zenginler buluşmaktadır; tüm zenginlerin en önemli ortak yönü günde en az 30 dakika kitap okumalarıdır. Bill Gates ve Warren Buffett gibi ultra zengin işadamları sadece kitap okumak için tatile çıktıkları söyleyen kaynaklara rastlanmaktadır.

Zihni ve bedeni aktif tutmak yaşlanma sürecini yavaşlatan sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olmaktır. Bu konuda size kendimden bir örnek vermek istiyorum.

Bundan iki sene önce Emre Öztuna’dan ilham alarak yüzmenin yanında koşmaya da başladım. Emre’nin disiplinine hayran kaldım. Ben de kendisi ile haftada iki gün; bir gün Maçka Parkı’nda, bir gün de Belgrad Ormanı’nda düzenli koşmaya başladım. Adım adım ekibi ile koşmam sayesinde birçok yeni koşma tekniği öğrendim. Bunun dışında ayakkabıdan başlayarak koşmaya uygun aksesuarlar da aldım. Spor yapmak için iyi malzeme kullanmanız şart. Koşma konusunda her gün daha iyiye gitmem beni motive ediyordu. Sporun en güzel tarafı insanın sınırlarının zihninde olduğunu size göstermesidir.

15 km Avrasya maratonunu kendime hedef aldım. Geç başladığım için kendimi yarışa hazırlayacak zamanı bulamadım. Her sene Kıtalararası Boğaziçi yüzme yarışı için en az 5 ay hazırlanıyorum. Avrasya maratonu hazırlanmak için sadece 3 ay sürem vardı. Koşma dışında hafta içinde farklı antrenmanlar ile bedenimi yarışa hazır hale getirmeye çalıştım. Yarışa hazırlanmanın en faydalı yanı birçok yönünüzde geliştirmenizdir; kendimden örnek verecek olursam kendimi bir spor dalında yarışa hazırlarken o konuda kendimi geliştirmek için kitaplar okur, youtube’dan da o konudaki en iyilerin videolarını izlerim.

Yarışa bir hafta kala bir sabah Emre ile Maçka Parkı’nda buluşacaktık. Emre son dakika gelemeyeceğini söyledi. Benim koşmamak gibi bir şansım yoktu. O sabah şiddetli bir yağmur vardı. Erkenden evden çıktım, parka gittim. Maçka Parkı’nın zemini çamur olmuştu. Koşmaya başladım. Yarışa çok az zaman kaldığı için oldukça hızlı koşuyordum. O sabah çok iyi ısınmamıştım. Koşarken birden kalçamda bir ağrı hissettim. Durmadım, koşmaya devam ettim. Ağrı gittikçe artıyordu. Koşmaya devam ettim. 2 km bu ağrı ile koştum. Ayağım topallayarak parkuru bitirdim. Sonrasında üzerine bir süre basamadım. Yarışa da katılamadım. 6 ay fizik tedavi gördüm. Koşma işini rafa kaldırdım. Benim için harika bir deneyim olmuştu. Dersimi de aldım.

Bu sene eşim Neylan ailece Avrasya maratonuna katılalım fikrini öne sürdü. Sakatlığımın üzerinde tam iki sene geçmişti. Yürümek şartı ile bende 10 km parkuruna yazıldım. Bu sene rekor derecede katılım oldu. Altunizade’den start verildi. Yarışta kendime sadece yürüyeceksin dememe rağmen yarış başladığında oğlum Emre’ye yürümek yerine birlikte hafif koşalım dedim. Emre bir spor hocası olarak konusunda oldukça bilinçli ve disiplinli bir sporcu olduğundan onunla birlikte koştuğum için kendimi güvende hissettim. Yarış başında hafif koşarken sonrasında Emre ile tempoyu artırdık. Bir süre sonra kendimi iyi hissettim ve hızımı artırdım. Bu yarışa hiç hazırlanmamıştım çünkü sadece yürüyeceğim diye kendime söz vermiştim, koştukça hırslandım ve tempomu artırdım. Emre benden daha hızlı ve kontrollü koşuyordu. Sonuçta arada 28 yaş fark vardı. Bir de bunu keşke kabul edebilsem. Boğaz köprüsünden geçtik, yol gittikçe dikleşiyordu. Kalabalık arasından sıyrılarak Beşiktaş çıkışına yöneldik. Biraz yorulduğumu hissettim. 200 metre kadar yürüdükten sonra tekrar koşmaya başladık. Barbaros Bulvarından Vodafonepark’a doğru koşmaya başladık. 5 km arkamızda kalmıştı. Yolda birçok promosyon ile kafanızı karıştırıyorlardı. Yarış bitimine” 2 km”, “1 km” kaldı diye yön tabelaları koymuşlardı; amaçları kendi reklamlarını yapmaktı. O nedenle sürekli tempomuzu değiştirmek zorunda kalıyorduk.
Hedef insana o kadar önemli bir motivasyon veriyor ki, hedefe yaklaştıkça enerjiniz geliyor. Daha inanç ile koşmaya başlıyorsunuz.

Karaköy’e yaklaşmıştık. Yarışın sonuna geliyorduk. Enerjim yerindeydi. 7 km olmuştu. Bu mesafeyi 50 dakikada koşmuştuk. Sonra Galata köprüsüne geldiğimizde 10 km yön levhası gördük. Vodafone‘nun final çizgisi zannettiğimiz yüksek bir kulenin içinden geçtiğimiz için yarışı bitirdik zannettik. Yürümeye başladım. Çantamdan bir muz çıkardım. Ama içimden bir ses bu yarış böyle bitemez dedim. Bir süre sonra yanıldığımızı fark ettik. 10 km ve 15 km ayırımı için o yön levhasını koymuşlardı. Hatamızı fark edince tekrar can havliyle koşmaya başladık. Yarışın bitmesine sadece 1 km kalmıştı. Tempomuzu artırıp parkuru tamamladık. Kendimi çok mutlu hissettim. Sporda en güzel duygu başarmanın verdiği gururdur. Hiç hazırlanmadığım bir yarışı 1 saat 5 dakikada bitirmiştik, bazı yerlerde yürümemize rağmen.
Kendinizi tanımak istiyorsanız herhangi bir spor dalını seçin, o konuda çok iyi olun, sonra da yarışmalara girin. Bu sizi hem diri tutar, hem de hayata bağlanmanızı sağlar. Yarışırken bir de sosyal sorumluluk amacı için koşuyorsanız, bu yaptığınız spor daha da anlam katar. Daha anlamlı bir yaşamın kapılarını size açar.

Yaşamda insanın kendini gerçekleştirmesinin birçok yolu vardır. Spor da bunlardan biridir. Hangi sporu yaptığınızın hiçbir önemi yoktur. Sizi daha sağlıklı, mutlu, dinç ve huzurlu yapar.

Yazımı iki tane liderin spor hakkında söyledikleri ilham verici sözlerle bitirmek istiyorum:

“Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” Mustafa Kemal Atatürk

“Fitness yalnızca sağlıklı bir vücudun en önemli anahtarı değildir. O aynı zamanda dinamik ve yaratıcı entelektüel aktivitenin de temelidir.” John F. Kennedy

Umarım bu yazım sizi motive eder ve yarın bir spor dalı seçerek siz de hayatınıza yeni bir başlangıç ve renk katabilirsiniz.

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x