27 yıllık aşkıma

0 0 votes
Puanınız

Hayatımın tümü düşünüldüğünde, evli olduğum yıllar, yaşanmış yıllarımın toplamının yarısından fazla. Evlendiğimde 22 yaşındaydım. Herşey bundan 27 sene önce başladı…
Amerika’da okuma kararı almam nedeniyle kız arkadaşımdan ayrılmıştım ve Amerika’da hür olmanın planlarını yapıyordum. Avusturya Lisesi’nden mezun olmama günler kalmıştı. Bodrum’a yapacağımız bir okul turu organizasyonunun başındaydım. Bu tura, sevgili eşim Neylan da katılmıştı. O da Avusturya Lisesi’nde okuyordu. Kendisini birkaç kere görmüş, ancak çok dikkat etmemiştim. Açıkçası beğenip beğenmediğimi bile tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım beğenmiştim. Çünkü yakın arkadaşım Emre, bir gün bana Neylan’ı gösterip, “Güzel kız, ne dersin?” diye sorduğunda, “fena değil” dediğimi hatırlıyorum. Bodrum’da, onunla daha çok ilgilenmeye başladım. Tur boyunca sürekli Neylan’la uğraştım. Şimdi düşündüğümde, bunu bilinçsizce yaptığımı görüyorum. Bir gece, romantik bir danstan sonra sahile gittik ve sabaha kadar sohbet ettik. Sanıyorum ki işte o gece bu kıza kapılmıştım…
Böylece, İstanbul’a döndükten sonra aşk hikayemiz başladı. İki ay sonra Amerika’ya gidecektim. Bu, Neylan’ın beni dört yıl beklemesi demekti!.. Yapabilecek miydik? İnanın o günlerde bunu düşünmedim bile. Amerika’daki ilk yılımda, ailemin isteği ile Türkiye’ye hiç dönmedim. Üç buçuk yıl birbirimizden ayrı yaşadık, sadece yaz tatillerinde birlikte oluyorduk. 1984 yılı yazında Türkiye’ye geldiğimde, Neylan’in ailesi “Artık bir karar ver!” dedi ve 1 Ağustos 1984’de Abdullah Efendi Lokantası’nda 400 kişilik bir törenle nişanlandık. Halen bu işin ciddiyetini anlayacak yaşta değildim. Henüz 21 yaşındaydım! Nişandan sonra Amerika’ya geri döndüm. Her hafta birbirimize mektup yazıyorduk. Evet, her hafta… O zamanlar internet yoktu. Ayrıca her hafta 10-15 dakika da telefonda görüşüyorduk. İlişkimizi bu şekilde üç buçuk yıl devam ettirdik. O dönemde radyolar çok popülerdi. Miami’de okurken akşamları radyoları arar, Neylan için şarkı çalmalarını söyler ve o kayıtları kaydedip, ona posta ile gönderirdim. Emin olun o dönemde Miami’de Neylan’ı bilmeyen Radyo DJ ‘yi kalmamıştır.J Bugün düşünüldüğünde, inanılmaz bir aşk bu…
Oda arkadaşım Can, bana ve Neylan’a inanamıyordu. O da sözlü idi, ama ne yazık ki devam ettiremediler. Dünyanın bir tarafından diğer tarafına, birbirini görmeden bir ilişkiyi devam ettirebilmek… Bunun tek bir açıklaması olabilir: Çok derin bir aşk ve tutku. Sevgi ötesi bir şey. Her hafta birbirimizden gelecek mektubu beklemek, gelince büyük bir heyecanla açıp okumak. Sadece 10 dakika konuşabilmek için bütün bir hafta beklemek. Arada sırada bedava arama kartı bulduğumda, saatlerce konuşmanın keyfini çıkarmak… Bu şekilde üç yılımız geçti. O yıllar içerisinde Neylan sadece bir kere geldi. Sonunda 27 Aralık 1985 yılında evlenmeye karar verdik. Okulumun bitmesine altı ay kalmıştı. Yaz tatillerinde Türkiye’ye gelmeyerek, okulumu altı ay önce bitirdim. Bir an önce Neylan’a kavuşmak için!.. Belirlediğimiz tarihte, yani 27 Aralık 1985 akşamı, Moda Klübü’nde evlendik. O akşam yağmur durmak bilmeden yağıyordu. Kiraladığım Limuzin’le evinin bahçesine girerek kapısına kadar gidip, onu gelinliği ile arabaya aldığımı hatırlıyorum. 300 davetlinin huzurunda evlendik. Her şey rüya gibiydi.
Neylan, benim için, dört yıllık yerine iki yıllık Boğaziçi Orta Kademe Yöneticiliği Bölümü’nü okumaya karar verdi. Evimiz olmadığından, evlendikten sonra otelde kaldık. Sonrasında ise Neylan yanıma geldi. Ben Amerika’da çalışacak, Neylan da okuluna Miami’de devam edecekti. Ancak bir çok aksilik çıktı. Bu nedenle okul bittikten sonra Türkiye’ye dönmeye karar verdik. Suadiye’de, Kayınpederimin bize verdiği evde oturmaya başladık. Ben de ilk işim olan İktisat Bankası’nda çalışmaya başladım.
Beş yıl sonra ilk oğlumuz Cem dünyaya geldi. On beş ay sonra da ikinci oğlumuz Emre. 29 yaşında iki çocuk babası olmuştum. Çevremizde ilk evlenen ve ilk anne-baba olan biz olduk. Bu arada kimse bana inanamıyordu; “En son evlenecek kişi sen olmalıydın” diyen yakın arkadaşlarım, bu halime şaşırıyordu. İki oğlumla on yıl doyasıya zaman geçirdim. Onlarla çok eğlendik. Babalık müthiş bir duygu… Bulunduğum noktadan hayatıma baktığımda görüyorum ki; annem, sonrasında Amerika’daki öğretim hayatım, Neylan ile evlenmem ve 34 yaşında JCI derneğine üye olmam, tüm hayatımı etkileyen en önemli olay ve kişiler olarak karşıma çıkıyor.
Neylan dışında bir kadınla evlenmeyi hayal bile edemem. Biz, birbirimize saf bir tutku ile aşık olduk, düşünmeden nişanlandık ve evlendik. Birlikte büyüdük, birbirimizden öğrendik, zorlukları birlikte göğüsledik. Birbirimizi her zaman özgür bıraktık, ama sevdik… Evlilik müessesesinin bu kadar yıprandığı günümüzde bizim evliliğimizi güçlü kılan; birbirimize olan bitmek bilmeyen tutkumuz, sevgimiz ve saygımız. Aşk biter mi? Bence böylesi bir aşk bitmez…
Aşkın yedi ay ile iki yıl arasında sürdüğünü söyleyen birçok araştırma okudum. Bu durumda biz, sanırım istisna oluyoruz. Çünkü birbirimize duyduğumuz heyecan hiç bitmedi. Bana göre bunun en önemli nedeni, evli olduğumuzu düşünerek birbirimizi belli bir kalıba koymamamız ve her zaman flört eder gibi yaşamamız. En azından ben bu şekilde düşünüyor ve böyle de davranıyorum. Her gün birbirimizi kazanmamız, her gün birbirimize ilk günkü gibi sevgi ile yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Tutku ile aşk ile… Bu duygularla baktığınız bir ilişki, bana göre ömür boyu sürebilir. Her şey nasıl baktığınıza bağlı! Eşinize sevgiliniz gibi davranırsanız, o heyecan devam eder. Biz, birbirimize her zaman sürprizler yaparak ya da ufak kaçamaklar ve seyahatler ile ilk günkü heyecanımızı hep yaşattık.
İki insan, nadir de olsa birbiri için yaratılmış olabilir. Sanırım bizim Neylan ile ilişkimiz böyle bir şey. Her konuda anlaşamasak da, her zaman nerede duracağımızı biliyoruz. Gerektiğinde sessiz kalıyor, gerektiğinde birbirimizden özür diliyoruz. Her şeyin temeli, birbirine saygı. Saygı yoksa sevgi de yoktur!.. Evlilik, bir insanın tüm hayatını olumlu veya olumsuz etkileyebilir. Doğru partneri seçmek, biraz şans, biraz da sezgisel bir durum. İnsanlar genellikle evliliği çok basite alır. Evlilik, iki kişinin hayatı, hayalleri ve hedeflerini gerçekleştirmek için birlikte yapılan bir yolculuk. Bu yolculuktaki en önemli nokta ise çiftlerin birbirini engellemeden, özgürce ve isteyerek bu birlikteliği mutluluğa çevirebilmeleri.
Neylan ile bir çok konuda anlaşırız, ancak bazı konularda anlaşamayıp tartıştığımız da olur. Sınırlarımızı biliriz, birbirimize sonsuz saygı ve sevgimiz vardır. Birbirimize dürüst davranarak, açık iletişim yoluyla her zaman her şeyin üstesinden gelmeye çalışırız. 25 yıl boyunca iyi günlerimiz olduğu kadar, zor günlerimiz de oldu. Evlilikte önemli olan, kendin olarak kalabilmek ve düşlerini gerçekleştirebilecek özgürlüğe sahip olabilmek. Gerektiğinde birbirini dinlemek, destek olmak, gerektiğinde sessiz kalabilmek… Biz de 25 yıl boyunca bu saygı ve sevgi çerçevesinde birbirimizi sevdik ve sevmeye devam ediyoruz. İki oğlumuz da bu sevgi ve saygıdan her zaman olumlu etkilenerek, mutlu, huzurlu ve özgüvenli bireyler olarak yetişti.
Neylan mükemmel bir eş ve anne. Ben de iyi bir baba ve iyi bir eş olduğumu düşünüyorum. Ama öte yandan şunu da biliyorum ki; benimle yaşamak zor! Özgürlüğüme düşkünüm, aşırı enerjik, sosyal ve ev hayatını çok sevmeyen biriyim. “Klasik Türk Erkeği” görüntüsünden çok uzağım. Neylan, beni olduğum gibi kabul eden harika bir eş. Hakkını ödeyemem. Her zaman söylediğim gibi, “Yüz kere evlensem, kararım aynı olurdu!”
Evlilik, dünyanın en güzel birlikteliği. Bu konuda size tavsiyem; evlilikte yanlış beklentilere girmemeniz. Çünkü evlilik, sahip olmak değil paylaşmaktır, almak değil vermektir; koşulsuz sevmek, koşulsuz destek olmaktır. Çiftlerin birbirine sürekli destek olarak, birbirlerinin hayallerini, düşlerini, hedeflerini gerçekleştirmeleridir.
18 yaşında Amerika’ya gitme kararını verdiğimde, evlenme düşüncesi aklımdan bile geçmiyordu. İşte aşk, sanırım böyle bir şey. Okulda; hareketli, çapkın, yerinde duramayan bir karaktere sahiptim. Her zaman özgürlüğüne düşkün, kafasına koyduğunu yapan biri oldum. Bugün geriye dönüp düşündüğümde, beraberliğimiz bence bir mucize. Neylan “madalyalık bir kadın!!!”
Bu yazıyı, 25. Evlilik Yıldönümümüzde eşime hediye etmek amacıyla kaleme aldım. Birlikteliğimizin, hayatımızın sonuna kadar sürmesi en büyük dileğim. Hayatta bir çok şeyi başarabildiysem, bunların herbirinin arkasında muhteşem bir eş, anne ve hayat arkadaşının olduğunu bilmenizi isterim. “Her güçlü erkeğin arkasında bir kadın vardır,” “Kadın, erkeğini vezir de eder rezil de” gibi sözlerin ne kadar doğru olduğunu şimdi anlıyorum. Eşimle oluşturduğumuz bu güzel beraberliğimizi siz değerli okuyucularımla paylaşmak, benim için büyük bir keyif. Darısı, evlenmeyi düşünen tüm gençlere… Unutmayın, hayatta insanın geleceğini belirleyen üç şey vardır: İyi bir eş, iyi bir arkadaş, iyi bir iş. Bana sorarsanız, en önemlisi iyi bir eş!
Huzurunuzda sevgili eşim Neylan’a “Seni hep sevdim ve sevmeye devam edeceğim. İyi ki varsın, iyi ki eşimsin. Nice yıllara…” demek istiyorum.
Bu yazıyı okuduğunuz sırada biz, yakın dostlarımızla birlikte Housecafe Ortaköy’de 25. yılımızı kutluyor olacağız.
Sevgilerimle,
Taner Özdeş

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x