“İnsanda enerji” dediğimizde, çoğu zaman tek ve net bir kavramdan değil, farklı düzeylerde yaşanan psikolojik süreçlerin tek bir sözcük altında toplanmasından söz ediyoruz. Bu nedenle kavram hem güçlü hem de belirsizdir. Psikolojik açıdan bakıldığında genellikle şunları kastediyoruz:
1. Zihinsel ve duygusal canlılık
Kişinin kendini uyanık, istekli ve hayata açık hissetmesi. Günlük dilde “enerjim var” dediğimizde çoğu zaman kastettiğimiz şey; olumlu duygulanım, umut, merak ve yaşama katılım hâlidir.
2. Motivasyon
Bir işe başlama ve sürdürme isteği. Enerji sözcüğü, psikolojide daha net karşılığı olan motivasyon ve güdülenme kavramlarının yerine sıkça kullanılır. “Enerjim yok” ifadesi çoğu zaman istek kaybını anlatır.
3. Dikkat ve zihinsel kapasite
Odaklanabilme, zihinsel çaba gösterebilme gücü. Zihinsel yorgunluk, bilişsel yük ya da stres durumlarında kişi bunu “enerji düşüklüğü” olarak tanımlar.
4. Duygusal düzenleme gücü
Duygularla baş edebilme kapasitesi. Kaygı, bastırılmış öfke ya da sürekli stres, kişinin “enerjisini tüketiyormuş” gibi hissedilir. Burada tükenen şey fiziksel enerji değil, psikolojik dayanıklılıktır.
5. Psikolojik iyi oluş
Kendini genel olarak dengede, anlamlı ve yeterli hissetme hâli. Enerji söylemi, bazen kişinin iyi oluş düzeyine dair kısa bir özet gibi kullanılır.
Kısaca,
İnsanda “enerji” dediğimiz şey, bilimsel psikolojide tek başına bir değişken değildir; ama günlük dilde:
motivasyon + duygu durumu + dikkat + psikolojik dayanıklılığın öznel bir ifadesidir.
1 – “Enerji” derken neyi kastediyoruz?
Bilimde enerji; ölçülebilir bir büyüklüktür (joule, elektron volt vb.).
İnsanın duyguları, düşünceleri ve inançları ise nöral aktiviteler ve biyokimyasal süreçlerdir.
Günlük dilde ve spiritüel söylemlerde geçen “enerji seviyesi” ise genellikle şunları ifade eder:
– Duygusal durum (umutlu–kaygılı)
– Fizyolojik durum (yorgun–dinç)
– Zihinsel açıklık
– Motivasyon ve odak
Yani “enerjim düştü” dediğimizde, aslında:
sinir sistemi + hormonlar + düşünce kalıpları birlikte çalışıyordur.
2 – Düşünce → Enerji (psikofizyolojik mekanizma)
Düşünce soyut gibi görünür ama bedende çok somut etkiler yaratır.
Örnek:
– “Tehlikedeyim” düşüncesi
→ amigdala aktive olur
→ kortizol ve adrenalin artar
→ kaslar gerilir, kalp hızlanır
→ beden “enerji harcıyor” hissi oluşur
– “Güvendeyim” düşüncesi
→ parasempatik sistem devreye girer
→ beden sakinleşir
→ enerji korunur ve yenilenir
📌 Yani:
Düşünce, sinir sistemi üzerinden bedensel enerji kullanımını değiştirir.
Bu noktada “enerji” metaforu gerçek biyolojik süreçlere dayanır.
3- İnançlar neden daha güçlü?
Çünkü:
– Düşünce geçicidir.
– İnanç tekrarlanmış ve otomatikleşmiş düşüncedir.
Beyin:
“Sık kullanılan düşünce = gerçeklik”
olarak kodlar.
Bu yüzden:
– “Ben zaten başarısızım” inancı
→ daha az deneme
→ daha az fırsat
→ sonuç başarısızlık
Bu kendini doğrulayan döngüdür.
4- Enerji → Davranış → Kader
Burada “kader” mistik değil, olasılıkların yönü anlamındadır.
Enerji durumuna göre:
– Ne kadar risk alırsın
– Ne kadar dikkatli olursun
– Kimlerle iletişim kurarsın
– Fırsatları fark edip etmezsin
Aynı ortamda:
– Yüksek psikolojik enerjide biri fırsat görür
– Düşük enerjide biri tehdit görür
📌 Yani:
Enerji, hangi ihtimalleri aktive ettiğini belirler.
Bu da yaşam yolunu değiştirir.
“Kader” dediğimiz şey çoğu zaman:
uzun süre farkında olmadan tekrar ettiğimiz davranışların toplamıdır.
“Zorluklar, sıradan insanların kaderini; güçlü insanların karakterini yazar.”
Sevgilerimle,
Taner Özdeş

