Bir iş seyahati için üç gündür Dubai’deyim. Birçok milletin, farklı kültürün, farklı dinlerin bir arada yaşadığı yer, Dubai (UAE- Birleşik Emir Emirliklerinin 7 emirliğinden en popüler olanı)
Havalimanından çıkarken bana eşlik eden sürücü, döndü, “ bavulunuzu burada unutsanız bile ertesi gün gelin aynı yerde bulursunuz.” dedi. Söylerken, hissettiği gurur ses tonu ve beden diline de yansıdığını görebiliyorsunuz.
Burada çok ciddi kanunlar uygulanır. Dubai’de, 8 milyon kişinin sadece yüzde on’u lokal kişilerdir. Kanunsuz bir davranışın cezası sınır dışı edilmektir. Yabancıysanız ve işinizi kaybederseniz, altı ay içinde yeni bir iş bulamazsanız, sınır dışı edilirsiniz.
Sistem tıkır tıkır çalışıyor, kanun var, herkes işini kaybetmemek için var gücüyle çalışıyor. Kişiye özel uygulamalar ve ayrıcalıklar yok! Kanunlar önünde herkes eşit.
Dubai’de,katıldığım İş toplantısında, katılımcıların büyük çoğunluğu Arap ülkelerinden; Pakistan, Lübnan ve Mısır’dan gelenler işlerinin geçmiş yıllara göre, yüksek dolar nedeniyle (dolar, iki, üç katına çıkmış) çok bozulduğundan şikayet ediyorlardı.
Dolar, bankalarda olmadığı için karaborsadan almak zorunda kalıyorlar. Büyüme oranları eksiye dönmüş. İthalat yapmak nerdeyse, imkansız hale gelmiş. Doların durumu ve bulunamaması tüm ekonomiyi bozmuş. Güvensizlikten, parası olanlar banka yerine paralarını evlerinde tutuyor. Merkez bankasına güven yok.
Lübnan, bir zamanların Ortadoğu’nun Paris’i ekonomisi darmadağın olmuş; hükümet doları on sene aynı seviyede tutmak için sürekli halkın bankalardaki dövizlerini karaborsada satmış. Üretim olmadan, halkın sürekli borçlanarak yaşaması ülkenin ekonomisini yerle bir etmiş. Bankalarda, Günde üç yüz dolar çekme limiti getirilmiş.
Nedenleri arasında Pandemi sonrası Amerika’nın bollaşan doları geriye alma politikaları ve Rusya’ya yakın olan ülkelerinin Amerika tarafından iç işlerinin müdahale edilerek karıştırılması. Ortadoğu, çok hassas bir bölge.
Ülkemizdeki ekonomik durumu da çok parlak değil. Faiz ve dolar politikaları ekonomik dengeleri bozuyor. Dolarınızı bankalardan ayırtmadan çekemiyorsunuz.
Ortak geçmişi olmayan, aynı kültürü paylaşmayan çoğunluğu Filipinli , Hintli, Mısırlı , Lübnanlı , Pakistanlı ve birçok farklı Afrika ülkesinden göç etmiş kişiler çölün ortasında birlikte yaşam savaşı veriyor. Dubai’de, insanlar Huzur, özgürlük ve güçlü bir adalet sistemi içinde yaşıyor. Bu da saygı ve sevgiyi getiriyor.
Adalet, güven ve etik kuralların en üst düzeyde uygulan UAE insanların umut ve iş bulamadıkları ülkelerinden ayrılmalarına neden oluyor.
Bizim gençlerimizin de göç sebebi bu değil mi?
Pazar günü, seçimde oyunuzu ne olursa olsun gidin kullanın. Ülkemizin de hukuka, huzura, sağlıklı bir ekonomiye, en önemlisi birbirini seven ve saygı gösteren insanlara ihtiyacı var. Ülkemizin değerlerini (sevgi, saygı, şefkat, hoşgörü, yardımlaşma ve dayanışma) geri getirmeliyiz.
Birçok kişinin, Çölün ortasındaki Dubai’ye, “burası bir “cennet” demesinin nedeni de bu işte.
Cennet, içinizde huzur ve sevgiyi bulmanızı sağlayan yerdir. Bu yer, doğduğunuz yerden çok uzaklarda kendinizi emniyette, huzur ve güvende hissettiğiniz bir yerde olabilir.
Dubai’yi gezerken, arkadaşımın söylediği şu sözü de ne kadar doğru, “insanlar, doğdukları yerde değil, doydukları yerde yaşar!”
Sabah, Dubai havalimanı transferimde 40 yaşında bir Çinli iş insanı bana eşlik etti. Avusturalya’da doğmuştu. Orada okumuş, sonra Dell şirketinde işe girmiş Singapur’da 10 yıl yaşamış , şimdi çalıştığı Kaspersky firmasında Hong Kong’da işe başlamıştı. İngilizce’yi çok iyi konuşuyordu. Ülkesinden gururla bahsediyordu. Kendi ülkesinde hiç yaşamamıştı.
90 dakika yolculuğumuzda, zevkli ve neşeli bir sohbet ettik;
Çin ve Amerika gerilimini, Kuzey/Güney Kore’yi , Taiwan’ı konuştuk. Çin için 1.3 Milyar nüfusu nedeniyle Komünizmin en doğru yönetim şekli olduğunu anlattı. Medenice konuştuk. Şunu düşündüm, “ bir Çinli ile her şeyi tartışabilirken, ülkemde nüfusun yüzde ellisiyle birçok şeyi tartışamıyordum…”
Ülkemize güzel günlerin gelmesi dileklerimle, bu seçimde de eşimle sandık görevlisi olarak çalışacağız. Yarın, Dubai’den ülkeme geri dönüyorum. İçimde bir umut var.
Ülkemi çok seviyorum; inanın dünyanın her yerini gördüm, ülkemiz çok özel ve şanslı topraklara, konuma ve zenginliğe sahip, yeter ki hepimiz kıymetini bilelim.
Sevgilerimle,
Taner Özdeş