Sabah erkenden Superslow’a* spora gittim. Fizik tedavi uzmanım Çağlayan’dan 40 dakika yürüyerek gelmişti. Oradan şarküteriye uğradım; çalışanlardan biri Zincirlikuyu’dan 45 dakika yürüyerek gelmişti. Bu sabah herkes bir şekilde yürüyordu.
Oğlumun sabah uçağı vardı. Ancak Gayrettepe-Havalimanı metro hattı kapalı olduğu için önce taksiyle Kağıthane Metro durağına gitmek zorunda kaldı. İstanbul’da bir yerden bir yere ulaşmak zaten zorken, bugün işler daha da karmaşık hale gelmişti.
Nişantaşı ise bomboştu. Sokaklarda köpekler, Arap turistler ve polisler vardı. TOMA’lar ve birçok gizli polis aracı dikkat çekiyordu. Şehirde bir bayram havasından çok, bir tedirginlik hâkimdi.
Bu nasıl bir bayram?
İşçiler, yani emekçiler, bugünün anlamını ve mutluluğunu doya doya yaşamak yerine sadece yürüyorlar ya da evlerinde oturuyorlar. Bayram, coşkuyla kutlanması gereken bir gün değil midir? Peki, nedir bu Taksim fobisi? Dünyanın en çirkin ve anlamsız meydanı neden bu kadar korunmaya muhtaç? Anlayan varsa lütfen yazsın!
Bir diğer konu ise deprem. Sürekli konuşuyoruz, korkuyoruz ama alınan önlemler sadece lafta kalıyor. Nişantaşı’nda birçok bina depreme uygun değil. Çoğu bina, deprem yönetmeliğine uygun olmadığı için kiraya bile verilemiyor. Bu durum, İstanbul’un genelinde de farklı değil.
Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin altındaki büyük otopark, depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle kapatıldı. Peki, halk ne yapacak? Bu konuda düşünen var mı? İnsanlar, güvenli bir yaşam alanı bulmakta zorlanırken, bu sorunlar neden hâlâ çözülmüyor?
Bir de Kanal İstanbul projesi var. Bu proje, İstanbul’un su kaynaklarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul, adeta istila altında. Şehir, her geçen gün daha yaşanmaz bir hale geliyor.
1 Mayıs’ta ya şehir dışında ya da evlerimizde hapis oluyoruz. Deprem korkusuyla yaşayıp, her gün trafikle boğuşuyoruz. Güzel İstanbul’u yaşanamaz hale getiriyoruz. Bu şehir, daha iyisini hak etmiyor mu?
“Kendi emeğiyle yaşayan bir insan, krallardan daha gururludur.”
Sefiller | Victor Hugo
Emeklerin karşılıksız kalmadığı bir dünya umuduyla, tüm işçi ve emekçilerin “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” kutlu olsun.
Sevgilerimle,
Taner Özdeş
SuperSlow Zone® Sistemi, her kişinin kendi sağlığına, eklem aralıklarına, hareket açıklıklarına uygun olarak birebir uzman eşliğinde, düşük kuvvet ile yüksek yoğunluklu egzersizlerin uygulandığı bir kas güçlendirme yöntemidir.