“Hiç deneyimi olmadığı halde , yüreğinin sesiyle ,içinde bir KungFu Panda şarkısıyla ” yapılan kendine 50. yaş günü hediyesi olan bir Everest Base Camp hikayesi
1986 Amerikan Kolej, 1990 Hukuk Fakültesi mezunu.. İngiltere’den avukatlık stajı için kabul aldı ama pamuk sevdası, renklerin terapisi , yaratıcılık ve üretim heyecanı onu ev tekstiliyle birleştirdi..30 sene öncesinde ev hanımlarına el işi papatya ördürüp havlulara diktirdiğinde ” , sadece yüreğinin sesiyle yaptığı bu proje , ” Yılın İş Hanımı ” ödülünü getirdi.. Hala el işleri yapan hanımlara gelir getirmeye devam etmekte. Avrupa Felsefe Enstitüsü Başkanını Pamukkale’ye davet edip 9-12 yaş çocukları için 3 gün Felsefe kampı düzenledi. Tarihi Kentler Birliği üyesi olarak yazdığı yazılar Dünya Gazetesi’nde konuk yazar olarak yayınlandı. Bu arada şiir kitabı yazdı. Kolejde hiç spor lisansı olmadığı halde, yine yüreğinin sesiyle ilk zirve yürüyüşünü 30 Ağustos Kaçkar, 4000 mt ile yaptı. Hayatında ilk defa hiking botu giyip gittiği Kaçkar tırmanışında, ” yapamayacağım, pes ediyorum” dediğinde, oğlu Ata’nın “kilit taşını geçtin anne, varış dönüşten daha yakın” demesi, bu yolculuktaki en güzel motivasyondu
İstiklal marşını zirvede tüm Federasyonla okumak, Kurtuluş Savaşı ve kadınlarına bu ilk yürüyüşü hediye etmek yüreğine o kadar iyi geldi ki, tam 15 gün sonra Everest Base Camp yapmak üzere kendini Katmandu uçağında buldu. Hatta malzeme almaya gittiği İzmir’deki mağaza bile Everest rotası için botları verirken şaka yapıyor sandı. Dev Katmandu uçağından inen bütün yürüyüşçüleri gördüğünde anladı ki geldiği yer trekkingin Kabe’si. Hatta Sagarmatha National Park’a vardıklarında “dünyadaki en tehlikeli 10 havaalanı pistinden biri oldugunu iyi ki önceden okumamışım, vazgeçerdim kesin” diye düşündü. 2850 metreden başlayan yürüyüş, 8 gün ve hergün 7-8 saatlik yürüyüşlerle, 5385 metredeki Everest Base Camp’e kadar sürdü. Bu parkurda en zorlayıcı olay , yüksek irtifa semptomları ve özellikle 4200 metreden sonra yolda sedyeyle taşınanları görmekti.

Grubun en deneyimsiz katılımcısı olmama rağmen, kulağını tüm şikayetseverlere ve olumsuzluk dile getirenlere karşı tıkamıştı. İçinde çalan hep bir Kung Fu Panda vardı sanki…12 kişilik grupta sadece 2 kişi Base Camp’e varabilmişti. Gidiş dönüş 15 gün süren bu yolculukta, kendini “comfort zone’dan çıkmış bir IB öğrencisi gibi hissetti. “İnsan kendine ya partner olur, ya da rakip” diyerek her hedefe varıldığında, “yeni bir başlangıç” diyerek dönüş uçağına değin konsantrasyonunu dağların ve yolculuğun güzelliğine toplayınca anladı ki, “akışta olmak” yukarı doğru çıkarken bile mümkün. Everest’ten daha güzel olan bir dağ hemen onun yanındaki “Ama Dablam” dağıydı, Analı Kızlı anlamında… Bir dağın anlamı bile ancak bu kadar sevgi dolu olabilir…Yolculuğumuzu güzelleştiren de içine koyduğumuz sevgi ve sevgi dolu insanlardır..
Sevgi ve sağlıkla yeni bir yıl diliyorum.
Betül Selim
Betül Selim, Aslan Kral’ın yüzüne benzettiği Dablam dağı için bir de şiir yazmış:
Analı Kızlı
Davete icabetti benimki
Bilir misin Kung Fu Panda çocuk filmini
Özgüven kazanma meselesi
Daha çok başındayım arkadaşım sanki
Sevgili dağlar gerçek merhamet sahibi
Oysa insan var yüreği kaya gibi
Dağ var ; adı” Ama Dablam”
“Analı Kızlı” manası
Aslan Kral gibi yüzü
Ya Rahim gibi açılmış kolları vardı
Hem prensipli, hem şefkatli
Hem merhametli, hem mesafeli..
Hem Kral, hem haddini bilen asildi..
Hep anaların kızları için açılmış kolları ,
Hep kızların bir gün ana olacaklarını bilmeleri gibi..
Anali Kızlı, Dünyayı,
Anaların Kizların Birbirini Kucaklamalari Gibi..
Ama Dablam tam bir ” Ya Rahim” gibi..