Nezaketle İletişim Kurmanın Gücü

0 0 votes
Puanınız

Liderlerin her türlü kişiler arası iletişimde nezaketli davranmaları gerekiyor. Bu söz basit gibi görünse de uygulaması cesaret istiyor, özellikle de günümüzde.

Bir dizi sorunun bağlarımızı zayıflattığı bir dünyada yaşıyoruz. Odaklanma eksikliğini ele alalım: Birinin telefonunu kontrol etmediği ya da aynı anda birden fazla işle uğraşmadığı bir sohbete katıldığınızı hatırlıyor musunuz? Hızlı olma kaygısı da ayrı bir sorun: Yaptıklarımızın insanları nasıl etkileyeceğini iyice düşünmeden bir işten diğerine koşuyoruz.

İnsanların bazı durumlarda nezaketi tercih etmemesi işleri daha da zorlaştırıyor. Edelman Trust Barometer’in son anketine göre, belirli bir sosyal ya da siyasi konu hakkında keskin görüşleri olan katılımcıların sadece yüzde 30’u farklı bir bakış açısına sahip birine yardım edebileceklerini belirtti. Siyasi kutuplaşmanın bir sonucu olarak, her şey siyasi bir açıklama hâline geliyor (örneğin, pandemi zamanındaki maske tartışmaları). Belki de bu etmenler nedeniyle işyerlerinde nezaketsizlik yaygın.

Kırk yıldır devlette, iş dünyasında ve politikada (en yüksek kurumsal seviyelerde iletişim alanında, şu anda Pfizer’de başkan yardımcısı ve kurumsal ilişkiler müdürü olarak) çalışıp edindiğim tecrübelere göre iyi liderlik, insanlara görüldüklerini ve duyulduklarını hissettirerek onlarla ilişki kurmak anlamına gelir. Bunun için tüm bu eğilimlere ve dürtülere karşı durmak ve “nazik iletişim” diye adlandırdığım yöntemi uygulamak gerekiyor.

Bu yöntem, ilişki kurulmasını sağlayan küçük jestleri ve genel bir iletişim tavrını içerir. İster üst düzey bir yönetici ister bir lider adayı olun, bu tür bir iletişim günlük etkileşimlerde olduğu kadar büyük ve zor konuşmalarda da önemlidir. Bu sayede daha güçlü ilişkiler kurmanın, daha çok saygı görmenin ve ayrıca daha yaratıcı, daha esnek ve sonunda daha güçlü bir lider olmanın tadını çıkaracaksınız.

İşte bunu yapmanın üç yolu.

Savunmacı tavırları nezaketle yumuşatın

Sert bir ortama girdiğimde özellikle nazik olmaya çalışırım.

Senato oturumu gibi zorlu bir ortama giriyorsam ya da kavgacı bir avukat tarafından sorgulanıyorsam, her zaman “Bugün beni buraya davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim” diyerek başlarım. Bunu söylerken gülümserim ve ciddiyimdir. Bunu söyleyerek, kimseyi engellemek istemediğimi, dinlemek ve katkıda bulunmak için orada olduğumu göstermiş olurum. Cesaret isteyen bu cümle ortamı yumuşatır, insanların daha iyi dinlemesini sağlar ve aynı zamanda olgunluğunuzu gösterir. Bu da daha yaratıcı ve üretken bir şekilde sorun çözmeye olanak sağlar.

Elbette öfke göstermenin de bir yeri vardır. Örneğin size ya da ailenize zarar vermişlerse öfke uygun bir tepkidir. Ancak zihinleri açmak ve duygulara hitap etmek için en etkili araç bu değildir. Öfke iletişim kapılarını kapar, nezaketse açar.

İnsanlar bir lider olarak nasıl iletişim kurduğunuzu izler ve eğer öfkeli biri olarak biliniyorsanız olumsuz haberleri sizden saklayacaklardır. Öfkenin veya fevri davranmanın normal karşılandığı kurum kültürlerinde insanların önemli riskler veya sorunlar hakkında konuşma olasılığı daha azdır. Bu da krizlere daha yavaş yanıt verilmesine neden olur.

Hak edeni takdir edin

İnsanlar görülmekten ve takdir edilmekten hoşlanır. Hak edenleri takdir ettiğinizde motivasyonu artırırsınız, daha sıkı çalışmayı teşvik edersiniz ve ayrıca güven ve sadakat oluşturursunuz. Patronlarımdan aldığım teşekkür kartlarını yıllar sonra hâlâ hatırlıyorum. Ben de ekibim için teşekkür notları yazmayı ve onlara takdir edildiklerini hissettirmeyi alışkanlık hâline getirdim.

Bu minnettarlık pratiği yaratıcılığımı da teşvik ediyor. Biriyle kurduğum etkileşimim üzerine düşünmek, genellikle yeni bir fırsat ya da konu üzerine sohbeti sürdürme olanağı sağlıyor. Böylece yeni fikirlerin ortaya çıkması için yeterince yavaşlayabiliyorum.

Takdir etmek, astlarınız için olduğu kadar akranlarınız için de güçlendiricidir. İçinde bulunduğum bir yürütme kurulunda ne zaman gruptan biri önemli bir başarı elde ederse, örneğin bir bilim insanı prestijli bir ödül kazanırsa veya bir imalatçı yeni bir güvenlik standardına ulaşırsa bu haberi grubun geri kalanına iletiyorum. Çünkü birlikte çalıştığım insanlara hayranlık duyuyorum ve söylediklerime gerçekten inanıyorum. Takdir etmek aynı zamanda, takdir eden kişinin bir başkasını takdir edecek olgunluğa ve özgüvene sahip olduğunu gösterir.

Bu şaşırtıcı gelebilir, çünkü bugünlerde kurumsal dünyada asıl mesele övünmekmiş gibi görünüyor. Alçakgönüllü övünme trendine bakacak olursak, bir kişi önemli bir projeyi bitirmek için kaç gece geç saatlere kadar uyumadığından yakınabilir (verilmek istenen mesaj projenin ne kadar önemli olduğu ve kişinin bu projedeki rolünün ne kadar büyük olduğudur). Benzer şekilde, insanlar sosyal medyada önemli bir terfi aldıkları için ne kadar mutlu olduklarını ya da onur duyduklarını paylaşıyorlar. Halbuki her şey için övgü talep etme ihtiyacı yıkıcıdır ve sonuçta ters etki yaratır.

Birisi sizin fikrinizi ya da çalışmanızı kendisininmiş gibi gösterdiğinde, takdir edilme dürtüsü özellikle güçlü olabilir. Ancak diğer kişiyi düzeltmek için devreye girmeden önce durun ve düşünün. İnsanlar genellikle işi kimin yaptığını görebilirler. O anda “Hayır, ben yaptım!” demek için acele etmek yerine sessiz kalmak, kendinize ne kadar güvendiğiniz hakkında çok şey gösterir ve diğer kişiyle iletişim kurma imkanınız daim kalır.

Örneğin pandemi sırasında patronumla beraber bir fikir ortaya attık. Diğer büyük ilaç firmalarıyla birlikte, hepimizin belirli yüksek güvenlik standartlarına uyacağımıza ve aşı yarışında kestirme yollara başvurmayacağımıza dair bir taahhütte bulunacaktık. 2022’deki bir konferansta, başka bir firma çalışanının bu fikri sahiplendiğini duyduğumda yaşadığım şaşkınlığı tahmin edebilirsiniz. Bir an için çok öfkelendim ve konuşmasını yarıda kesip yanlışını düzeltmeyi düşündüm. Ancak bunu yapmadım. Çünkü fark ettim ki, eğer hakkım olan takdiri talep etseydim, başka bir kişiyi kasıtlı olarak toplum içinde utandırmış olacaktım. Üstelik iyi işbirliği yaptığımız imajını zedeleyecektim ve daha kötü görünecektim. Bunun yerine sessiz kalmak bana hiçbir şeye mal olmadı.

Elbette elinizi kaldırıp övgüleri kabul etmeniz gereken durumlar da vardır. Örneğin ekibiniz büyük bir hedefe ulaşmış olabilir (bu durumda özne olarak “biz” kullanın) veya şirketinizin itibarı söz konusu olabilir. Sonuç olarak, diğer insanları takdir etmenin etkisi, takdir görmekten daha güçlü olabilir.

Diğer tarafa alan ve netlik sağlayın

Biriyle ne konuşmak isterseniz isteyin, o kişiyi hazırlıksız yakalamayın veya ters bir anından faydalanmaya çalışmayın. İster zararsız, hızlı bir soru ister ciddi bir kötü haber olsun, her zaman uygun bir zaman olup olmadığını sorun ve ne konuşmak istediğinize dair onlara bir fikir vermeye çalışın.

Böylece, muhatabınıza paylaşmanız gereken sürprizlere veya zor haberlere hazırlanma fırsatı tanırsınız ve yanıtlarını dinlemekle ilgilendiğinizi açıkça belirtmiş olursunuz. Aynı zamanda, ne bekleyeceklerini bilmemekten kaynaklanabilecek kaygılarını azaltıp bir yol haritası sağlamış olursunuz

Basit bir örnek olarak, bir iş arkadaşınıza “Sonbahar kampanyamızı tartışmak için uygun bir zaman mı?” diyebilirsiniz. (Eskiden bu tür durumlarda iş arkadaşlarımı tuhaf saatlerde FaceTime’dan aramak gibi bir hata yapardım). Farklı şekillerde algılanabilecek haberler için duygusal bir bağlam sağlamak önemlidir.

Büyük meseleler için biraz daha fazla hazırlık gerekebilir. Geçen hafta patronumla konuşmam gereken önemli bir konu vardı. Kendisine, “Ekibimle ilgili yaşadığım bir sorun hakkında konuşmak için iş gezisi sırasında birkaç dakika konuşabilirsek çok memnun olurum” dedim ve birkaç slayt gönderdim. Böylece sorunun ne hakkında olduğunu ve iki değil 15 dakikaya ihtiyaç duyacağımızı anladı.

Her zaman hazırlanmak için zamanınız olmayabilir, ancak yine de karşınızdaki kişiye alan tanımanın yolları vardır. Bir kişiyle konuşurken bir şeye itiraz etme veya kötü bir haber verme ihtiyacı ortaya çıkarsa, “Burada duralım” diyerek açık sözlü davranabilirsiniz. Ancak, bir grup toplantısındaysanız, mümkünse toplantı bitene kadar bekleyin ve sonra ilgili kişiyi veya kişileri özel olarak arayın. Bir ekip üyesi kırıcı bir söz söylediyse onu arayıp “Bunun nasıl anlaşılabileceğini fark etmemiş olabilirsiniz” diyerek konuyu tartışın. İnsanları herkesin önünde utandırmak iyi bir fikir değildir, ancak insanları kişisel olarak eğitmeye çalışmak harika bir yöntemdir.

Hangi taktiği seçerseniz seçin, önemli olan muhatabınıza yük olmamak ve kendinize değil diğer kişiye iyi odaklanmaktır. Günümüzün kutuplaşmış ve hızlı tempolu dünyasında bunu uygulamak zor olsa da ilişkileriniz, liderliğiniz ve refahınız bakımından büyük faydalar sağlar.

Referans: Sally Susman – HBR

0 0 votes
Puanınız
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x