👁️ 252 Okunma
Dünyada bitmek bilmeyen açgözlülük, doyumsuzluk, güç kirlenmesi, siyasi krizler, savaşlar, doğal afetler, depremler, terör, artan açlık ve işsizlik… Tüm bunlar, herkes gibi beni de derinden rahatsız ediyor. İnsan ister istemez soruyor: Dünya nereye gidiyor?
İnsanlık ve insani değerler neden bir türlü iyiye gitmiyor? Neden bu kadar zorlanıyoruz?
Yılmaz Özdil’in “Gece Görüşü” yazısı beni derinden etkiledi. Her şeye rağmen, ülkemizden Zeydan Öncü gibi ne dehalar çıkıyor. Ancak bir yandan da toplum olarak değerlerine sahip çıkamayan, duruş sergileyemeyen ve çizgisi olmayan bir ülke profili çiziyoruz. Bu yazıyı mutlaka okumanızı öneriyorum. Eminim ki okurken kahrolacaksınız:
Gece Görüşü – Yılmaz Özdil
Özdil’in yazısında bahsettiği Zeydan Öncü, inanılmaz bir başarı hikayesi. Airbus’ta yıllarca çalışmış, dünyanın en büyük yolcu uçağı A-380’in proje mühendislerinden biri olmuş, ardından kendi şirketini kurarak havacılık sektöründe çığır açmış bir Türk mühendisten bahsediyoruz. Üstelik, geliştirdiği patentli sistemle askeri nakliye uçaklarını yangın söndürme uçaklarına dönüştürebiliyor. Bu, yalnızca teknolojik bir başarı değil, aynı zamanda insanlığa hizmet eden bir çözüm.
Yetişmiş insanımız var.
Bilgi var.
Teknoloji var.
Çözüm var.
Ama Özdil’in de dediği gibi: Niyet var mı?
Bu noktada, ülkemizin içinde bulunduğu durumu sorgulamadan edemiyorum. Toplum olarak neden bu kadar bölünmüş durumdayız? Neden değerlerimize sahip çıkamıyoruz?
Buradan futbola geçmek istiyorum:
Elazığlı Kürt kökenli iş insanı Hamdi Ulukaya’nın (Chobani yoğurt markasının kurucusu), Fenerbahçe ile yaptığı 5 yıllık, 200 milyon dolarlık sponsorluk anlaşması büyük bir başarı. Ancak, törende “Türkiyeliler” diye hitap ettiği için aldığı eleştiriler, halen ülke olarak aşamadığımız kimlik sorununu gözler önüne seriyor.
Bu durum, Mehmet Yılmaz’ın Oksijen gazetesindeki şu ifadesini hatırlatıyor:
“Türkiye’de Yunan tavernalarına, İtalyan restoranlarına özenen mekan çok ama karşı kıyıda heves edip de Türk yemekleri yapmaya çalışan hiçbir yer görmedim.”
Kendi kültürümüzü tanıtmakta, değerlerimizi dünyaya anlatmakta neden bu kadar yetersiziz?
Bir Galatasaraylı olarak, Nijeryalı Osimhen transferi beni çok memnun etti. 75 milyon dolar bonservis bedeli ve 18 milyon dolarlık yıllık ücret, futbolun geldiği boyutları net bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak ülkemizde futbol neden ileri gitmiyor? Neden bu konuda da bir vizyon geliştiremiyoruz?
Nereye bağlayacağım?
Ülke olarak günlük problemlerle boğuşuyoruz. Artan enflasyon, daralan ekonomi, birbirinden uzaklaşan ve hatta düşmanlaşan bir toplum haline geldik. Kimliğini bulamamış, birey olamadığı gibi iş ya da sosyal yaşamda topluluk olamamış bir ülke profili çiziyoruz.
Son zamanlarda geleceğini yurtdışında arayan her yaştan insan görüyoruz. Bu durum, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorunun da göstergesi.
Yılmaz Özdil’in yazısında altını çizdiği şu cümleler, aslında her şeyi özetliyor:
“Gece görüşlü helikopterimiz yok diye kahroluyoruz. Halbuki… Bir ülkede gece görüşü olabilmesi için öncelikle ‘ileri görüş’ olması gerekmiyor mu?”
Son olarak, yazımı Jim Rohn’un düşündüren şu sözleriyle bitirmek istiyorum:
“Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaret ise, düzeyinizi bile koruma imkânınız yoktur. Hepimiz, beraber en çok zaman geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.” – Jim Rohn
Sevgilerimle
Taner Özdeş