Hakkımızda

Haberler

Onur ve İnsan Olmak
Bu hafta sonu bir liseden “ satış ve ikna konusunda” bir konuşma yapmam için davet aldım. Okul AVM yerine yapılmış , içine spor salonu yapılmış ve eğitim kadroları tüm çalışanlarının kendilerini geliştirme konusunda benim gibi eğitmenlerden destek alma kararı almışlar. Sunumumun sonunda okulun genel koordinatörü yanıma geldi ve bana sunumumu çok beğendiğini ve sunumuma ufak bir ekleme yapmamı önereceğini söyledi. Kendisine teşekkür ederek, memnun olacağımı ifade ettim. Bana insanın onurunun öneminden bahsetmem gerektiğini söyledi. “İnsan onuru herşeyin üzerinde olmalı,” dedi. Bunu konuştuğunuz her platformda söylemelisiniz, dedi. Daha sonra bana ( kızgın bir şekilde) yetiştirmiş oldukları personelin sadece 500 TL için iş değiştirmelerinin ne kadar yanlış olduğunu anlattı.

Dünyamız değişiyor; teknoloji , yapay zeka, internet, sosyal medya ile insanın da değerleri değişiyor.

Müdürün “onur” kelimesinden bahsedince aklıma Cuma günü kaybettiğimiz değerli sanatçımız Münir Özkul geldi.

Zeynep Oral köşe yazısında onun için şöyle yazmış : “ Münir Özkul’u sahnede izlemek ne mutluluktur. Sizi avucunun içine alır. Bir daha da bırakmaz. O andan sonra, söylediği her söz, yaptığı her hareket her duruş, her bakış sahicidir. Ona sonuna dek inanırsınız. Söylemediklerini de duyarsınız. Sessizliğine anlam yüklersiniz. Yüzünün, bakışının, gerisindekinini kavrarsınız. Sahici olduğunu, “mış gibi” yapmadığını, “rol yapmadığını” anlarsınız. O bizden biri duygusu. Oyunculuğunun tek yöntemi, tek tekniği olduğunu çok iyi biliyorum. O da şu: Duygularının peşinden gitmek.”

Bu yazıyı okuduğumda şu düşünce uyandı. Dünya değişiyor; her şey artık daha hızlı, daha teknolojik, daha pratik. İnsanın kaybetmemesi gereken tek şey “ duygusallığı” olmaldır. Bunu bazı insanlar “insanlık” diye de ifade eder. Benim için hayatta en önemli değer insanın onurudur.

Dünkü yapmış olduğum konuşmamda okulda velileri kayıt için ikna etmek isteyen hakla ilişkiler çalışanlarına şu mesajı verdim “Satışı yaparken iki şeyi düşünün, karşınızdaki velinin iyiliğini ve onları kayıt için ikna ederken de bunu kalbinizden yapmayı. Bir işi kaybettiğinizde, bunun bir iş olduğunu düşünün ve kendinize olan inancınızı hiçbir zaman kaybetmeyin.

Okul müdürünün bana tavsiye ettiği gibi, bir insan ne yaparsa yapsın onuru ile yapmalıdır. Sahici olmalıdır. Onurlu olmak ve yaşamak insanın yaşam tarzı olmalıdır.

Münir Özkul’u , Zeynep Oral’ın kaleminden yazıyorum : “ Münir Özkul, gelin görün ki, utangaçtır, içine kapalıdır. Aşırı duygusallık, korkunç umutsuzluk, endişeler, korkular, hele hele çocukluktan kalma korkular, kimi zaman tutunacak bir dal bile olmaması, onu”inişlerine” ve “çıkışlara mahkum eder. Bu mesleği tiyatroyu seçme nedeni, çocukluktaki korkulardan intikam alma isteğidir.”

Münir Özkul’un ölümünün yine değerli mimar ve sanatçı Aydın Boysan ile aynı güne gelmesi anlamlı bir tesadüftü. Ama ben bu iki değerli sanatçıda ortak gördüğüm ikisinin de onurlu bir yaşam sürmesiydi.

Her insanın hayatında inişler ve çıkışlar, duygusal kırılmalar, kendisiyle hesaplaşmalar olabilir. Bu insanı insan yapan şeylerdir. Ama onurlu bir yaşam ve öldüğünüzde insanların sizi nasıl bilmeleri bir insanın gerçeğidir, gerçek yüzüdür.

Nietzsche’nin şu sözü : “ Hayatı, kendimizin kahramanı olacak şekilde tasarlamalıyız.” Ertuğrul Özkök bugünkü yazısında Aydın Boysan için şöyle yazmış : “ Bir mimardı, ama biz onu daha çok hayatı tiye alan ve rakı kadehini o hayatın merkezine koyan bir hayat mimarisiyle tanıdık. Kendini hayatın kahramanı haline getirebilen bir mimardı. Aydın Boysan usulü hayat tarzı. Aynı zamanda bir sanatçıydı. Rakı içmeyi estetik bir tasarım haline getiren bir sanatçı.”

Aydın Boysan’ın şu sözleri kendisini ne güzel tarif ediyor : “ her akıl sahibi, kendi aklı dahilinde delirme hakkına sahiptir.”

Hayat tarzımız bizim kişiliğimizdir. Ne olursa olsun onu savunmalıyız. Satışın 10 Altın Kuralı kitabımda, “Satış bir yaşam tarzıdır. İyi bir satışçı olmak önce iyi bir karaktere sahip olmakla mümkündür.” diye yazmıştım.

Dünkü okul müdürünün de konuşmanın sonunda insan onurundan tüm konuşmalarımda bahsetmem gerektiğinin altını çizmesi ne güzel bir tesadüftü. Türkiye’nin yetiştirdiği bu onurlu iki sanatçı da onurlu yaşamları ile kitlelerin sevgisini ve saygısını kazanmış kişilerdir. İkisi de bu dünyada kendilerini bir kahraman olarak tasarlamışlar ve bunu başarmışlardı. İnsanoğlu uzaya da gidebilir. Ama insan olmak ve kalmak için iki şeyini yitirmemesi lazım: “Onurunu” ve “ İnsanlığını (kalbini) “..

Bir insanın kim olduğu da ancak öldükten sonra bilinebilir.

İkisinin de mekanları cennet olsun.

Sevgilerimle,
Taner Özdeş
Geri
Paylaş